Düdüklü tencere sağlıklı mı? Artıları, eksileri, çalışma mantığı

     

    Düdüklü tencere sağlıklı mı?

     

    Düdüklü tencere birkaç yüzyıldır keşfedilmiş olmasına rağmen, sadece son yüzyılda yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı.
    Kullanımının getirdiği en büyük avantaj yemeklerin pişirme süresini yarıya indirme yeteneğinden gelir. Ancak herkesin düdüklü tencere için büyük bir sempati beslemediğini söylemek gerek: bazıları patlayabileceğinden korkarken, bazıları da onu yemeklerin besin değerini düşüren doğaya aykırı bir icat olarak görür.
    İçinde bulunduğumuz yıla kadar, düdüklü tencereyi kullanmak veya kullanmamak önemsiz bir kişisel meseleydi; enerji krizi ve hayat pahalılığı ile lekelenmiş şu son zamanlarda ise kullanımı, ev ekonomisinde büyük bir fark yaratabilecek olması (gaz kullanımında en az yüzde 40 tasarruf sağlamayı garanti eder) nedeniyle yine gündemde. Bu amaçla düdüklü tencere hakkında en çok sorulan sorulardan bazılarını sizin için yanıtlamak istedim: “Düdüklü tencerede sağlıklı mı? Düdüklü tencere ile yemek pişirmek güvenli mi?”, “Düdüklü tencere nasıl çalışır?”, “Düdüklü tencere bomba gibi patlayabilir mi?” veya “Düdüklü tencere kullanarak ne kadar tasarruf edebiliriz?” ve dahası aşağıda.
     

    Düdüklü tencerenin çalışma mantığı: nasıl olur da pişme süresini yarıya indirebilir?

    Benim gibi deniz seviyesinde yaşayanlar bu çok önemli temel ilkeden haberdar olmayabilirler; oysa yüksek rakımda yaşayanlar için herşey çok açıktır: atmosferik basınç, suyun kaynama noktasını ve dolayısıyla yemek pişirmek için harcanılan süreyi gözle görülür şekilde etkiler.
    Ama nasıl?

    Okulda kimya dersi aldıysanız, muhtemelen İdeal Gaz Yasasını veya Mükemmel Gaz Denklemini hatırlayacaksınız:
    PV=nRT (Siz de bunu Paran Varsa Ne RahaT diye mi ezberlemiştiniz?), burada P basıncı, V hacmi ve T ise sıcaklığı gösterir (sırf bilginiz olsun diye, “R”nin gaz sabiti ve “n”nin mol sayısı olduğunu belirteyim; örnek göstereceğim konu için denklemimizi etkilemeyeceklerinden onları görmezden geleceğiz).
    Ayrıca tencere de pişirme süresi boyunca sabit bir hacme sahip olacağından, aslında V’yi yani hacmi de hesaba kaymayacağız.

    Böylece oluşan yeni denklem (P=T), çok basite indirgenmiş bir şekilde, basınç ve sıcaklık arasındaki güçlü bağlantıyı (doğru orantıyı) göstermektedir: daha yüksek basınç, daha yüksek sıcaklığa yol açar ve aynı şekilde düşük basınç da düşük bir sıcaklığa sebep olur.

    Düdüklü tencere aşağıdaki fiziksel prensibi kullanarak çalışır.

    Suyun kaynama noktası atmosfer basıncı ile doğrudan ilişkilidir: deniz seviyesinde olduğu gibi yüksekse (deniz seviyesinde (0 metre), atmosferik basınç 1 bar, 14,7 psi veya 1013 milibar‘dır), su 100°C’de kaynamaya başlar; aksine, yüksek rakımlı bölgelerde olduğu gibi basınç düşükse (örneğin, 3000 m’de, atmosfer basıncı 701 milibar veya yaklaşık 10,11 psi‘dir), su yaklaşık 90°C’de kaynamaya başlar: kısacası su kaynıyor olsa da “daha soğuk” olur.

    Pişirmeye devam ederek pişirme sıcaklığını arttırmak mümkün değildir (suyu 1 saat kaynatsanız bile sıcaklığı 100°C’nin üzerine çıkamaz): tek yol basıncı arttırmaktır.

    Bu da, ya rakımı azaltarak, yani yüksek rakımlı bir ilçede yaşıyorsanız deniz kenarı bir yere taşınarak (zaten deniz seviyesinde yaşayanların pek bir alternatifi kalmıyordeniz altı dışında!“); ya da daha pratik ve kolay bir çözüm için düdüklü tencere kullanarak elde edilebilir.

    Ocaktan gelen sürekli ısınma ile düdüklü tencere içinde biriken su buharı miktarı artar ve tencere içindeki tüm boşluğu işgal etmeye başladığından basınç uygulamaya başlar; hermetik (hava geçirmez) şekilde kapatılmış kapak sayesinde dışarıya kaçamadığından, iç basınç Avrupa‘da imal düdüklü tencerelerde maksimum 0,9 bar’a ve Amerikan malı düdüklü tencerelerde ise 1 bar’a (veya 15 psi) yükselir (farklı ulusal standartlar nedeniyle).
    Bu şekilde atmosfer basıncına yaklaşık 1 bar daha eklemek ve bu şekilde kaynama noktasını 100°C’den 121°C’ye yükseltmek mümkün olur (aslında 121°C sadece endüstriyel veya sofistike ev aletleriyle ulaşılabilen nominal bir değerdir): tüm bunlar da, Van’ın Çaldıran ilçesi sakinlerine deniz kıyısındaymış gibi yemek pişirme imkanı sağlayarak, pişirme süresinin azalmasına neden olur.

    Bazılarına göre ise, söz konusu “mucizenin” ardında bir başka genel kimya kuralı olan Arrhenius denklemi‘ yatmaktadır.
    Bu denkleme göre, sıcaklıktaki her 10 santigrat derecelik yükselme, pek çok kimyasal ve biyolojik reaksiyonun reaksiyon hızının iki kat artmasına neden olmaktadır.
    Pişirme işlemi de doğal olarak bir kimyasal reaksiyon olarak tanımlanabileceğinden, buhar basıncı gibi pişirme esnasında oluşan reaksiyonların hızı bu şekilde iki katına çıkar. Bunun sonucunda tencere içindeki sıcaklık 110°C’ye ulaştığında pişme, normalde gereken zamanın yarı süresinde gerçekleşirken, 120°C’ye ulaştığında aynı sürenin dörtte birinde gerçekleşecektir.

    Ancak bu “büyünün” sorumlusu olarak bir başka faktörü de saymak gerek: kendi derimiz üzerinde de mutlaka test etmiş olacağımız üzere, buharın ısı iletim katsayısı kuru havadan çok daha fazladır.

    Ve bu yüzden: buraya kadar anlattıklarım sayesinde, pişirme süresini (minimum) yarıya indirmek, daha düşük bir karbon ayak izine sahip olmak ve gaz faturasından tasarruf etmek mümkündür.
    Ama ne kadar?
     

    Düdüklü tencere ne kadar tasarruf sağlar? Bize daha neler kazandırır?

    Yukarıda da üzerinde durmuş olduğum gibi düdüklü tencerenin bize sağladığı en büyük kazanç zamandır.
    Vakit nakittir konusunda hemfikir olduğumuzdan eminim, ancak kazancımız sadece zamanla sınırlı değil:

    – fosil yakıtların sorumsuzca kullanılması hiç de çevre dostu bir yaklaşım değildir; sonuç olarak, bunların tüketimini azaltmak kendi başına çok önemli bir kazançtır;

    – pişirme süresini yarıya indirebilmek size sağlıklı beslenmenin kapısını açacaktır, bu da başlı başına inanılmaz bir kazançtır;

    kazancımızı, maddiyatçı bir bakış açısından değerlendirmek isteyenleri benimle beraber kaba bir hesap yapmaya davet ediyorum.
    Kişisel deneyimlerime dayanarak söylüyorum, pişirmesi uzun zaman isteyen gıdaları düdüklü tencerede pişirmek en kötü ihtimalle yarı zamanınızı alır: esmer pirinç normal tencerede 40-50 dakika pişerken düdüklü tencerede yaklaşık 15-20 dakikada pişer, kuru fasulye de aynı şekilde 40-60 dakika yerine 20-25 dakikada pişer.
    Şimdi hesaba geçelim.
    Ortalama 1,65 kilovatlık bir orta boy ocak, bir saatlik kullanımda 0,10 metreküp gaz tüketir. Bu şekilde günde 2 saat süreyle 2 orta boy ocak kullanarak, dört kişilik bir ailenin öğle ve akşam yemekleri için yapacağı yıllık tüketimi (makarna, pirinç, bakliyat, mısır unu, tahıllar, patates, sebze, et, sos, sebze veya et suyu, haşlanmış et veya hindi veya tavuk, çorba, konserve, reçel, kestane vs.): 2×0,10×2×365= 146 metreküp gaz olur.
    Ayrıca 1 metreküp gazın ortalama fiyatının 5,80 TL olduğunu varsayarsak (1 Kasım 2022 tarihi itibariyle İzgazın konut müşterileri için talep ettiği KDV dahil fiyatı baz alarak); yıllık maliyetin: 5,80×146 = 846,80 TL olur.
    Düdüklü tencere sayesinde sadece yarı yarıya tasarruf etmeyi başardığımızı kabul edersek, kazancımız tam olarak: 423,40 TL olur!

    Böyle bir tutarı burnuna koymayanlardan bir ricam olacak: eğer yolda yürürken 423 TL bulursanız, lütfen tenezzül edip almayın; mutlaka sizden sonra ona doğru değeri verebilecek biri gelir!

    Ve tüm bu değerlendirmelerimize, düdüklü tencerenin sağladığı dolaylı tasarrufları dahil etmedik: zamandan ve paradan tasarruf etme garantisi, sizi ocağın başına geçmeye ikna edeceğinden sağlığa zararlı olduğu kadar pahalı olan hazır yemek satın alma ihtiyacını da ortadan kaldırmış olursunuz. Toplam tasarrufu kuruşu kuruşuna söylemem mümkün değil, ancak bunun çok BÜYÜK olacağına eminim!

    Ama şimdi, düdüklü tencere sağlıklı mı sorusunu irdelemeden önce, gelin tehlikeli olup olmadığını inceleyelim!
     

    Düdüklü tencere tehlikeli mi? Bomba gibi patlayabilir mi?

    Doğrudan evet hayır gibi bir yanıt vermeden önce, bazı gerekli açıklamaları yapmak istiyorum.
    Modern düdüklü tencereler, 17. yüzyıldaki ilk örneklerine nazaran çok değiştiler, tam anlamıyla evrim geçirdiler. Sadece ebat ve tasarım olarak değil, değişim asıl emniyet konusunda gerçekleşti.
    Günümüz düdüklü tencerelerinde normal çalışma basıncını ve gerektiğinde, oluşan aşırı basıncı tahliye etmek için tasarlanmış 2 valf bulunur:

    birincisi, eski modellerde düdük görevi de gören bir ayar valfidir.

    bu ayar valfinden çok uzakta olmayan bir yerde ise emniyet valfi, içinde sentetik kauçukla kaplanmış bir tür disk ile kapağa vidalanmış olarak bulunur.

    Basıncın önceden belirlenmiş güvenlik eşiğinin üzerine çıkması durumunda, bu ikinci valf “tehlikeyi” algılayabilir ve kauçuğun erimesini sağlayarak olabilecek herhangi bir kazayı önlemiş olur: böyle bir durumda basıncın artmasına yol açan fazla buhar, herhangi bir hasara neden olmadan, yükselen diskin yarattığı açıklıktan serbestçe dışarıya sızar.
    Bu anlattığım durumu kendi unutkanlığımdan dolayı bizzat yaşadığımdan, sistemin ne kadar mükemmel (mutfak duvarlarının biraz kirlenmesini saymazsak) çalıştığına dair size garanti verebilirim.
    Emniyet valfinin devreye girmesinden sonra, bir yenisiyle değiştirilmesi gerekiyor. Bu çok basit işlemin ardından, düdüklü tencereniz yine güvenli bir şekilde kullanıma hazır hale gelir.

    Yani, üretim ve tasarım kusurları yoksa, günümüzün modern ve daha güvenli modelleri ile herhangi bir patlamaya sebep olmak için, düdüklü tencerenizi kasıtlı olarak sabote etmek gerekir!

    Gerçekten de bir patlamaya yol açmak için, talimatlar kitapçığında tavsiye edilenlerin tam tersini yapıyor olmalısınız. Bu basit kuralları şöyle sıralayabilirim:

    – düdüklü tencereyi asla, genellikle tencerenin 2/3’ünde işaretlenen “Max Level” çizgisinden daha fazla doldurmayın;

    – içinde az miktar da olsa su yoksa asla kullanmayın;

    – emniyet valfleri önceki pişirme kalıntılarıyla tıkanmış halde ve kapağı asla kirli iken kullanmayın;

    – asla çok fazla yağ kullanmayın;

    – tencereyi ancak kapak düzgün şekilde kapatıldıktan sonra kullanın;

    – conta ve valf gibi parçaların periyodik kontrollerini yapma, bunları periyodik olarak ve/veya herhangi bir düşme veya benzeri bir vakadan sonra değiştirmeyi ihmal etmeyin;

    – pişirme işlemi boyunca düdüklü tencereyi gözetim altında bulundurun ve gerekirse bir çalar saat kullanın;

    – valfleri tıkayabilecek küçük granüllerden oluşan yiyecekleri pişirmeyin (bazı üreticiler mercimek gibi baklagillere ve kekik gibi baharatların kullanımına karşı uyarıda bulunurlar);

    düdüklü tencerenizin kapağı bulaşık makinesinde yıkamayın, hep elde yıkayın;

    – üreticinin kullanım talimatlarını dikkatlice okuyup, iyice anladıktan sonra kullanmaya başlayın.

    Teknik tembihlerden ziyade bunlar aslında sağduyu kurallarıdır; bu nedenle, yukarıdaki tavsiyelere bağlı kaldığınız müddetçe içiniz rahat olsun: modern bir düdüklü tencere ASLA TEHLİKELİ OLMAYACAK VE BOMBA GİBİ PATLAMAYACAKTIR.
     

    Düdüklü tencere sağlıklı mı? Diğer bir deyişle, düdüklü tencere ile pişirilen yemekler sağlıksız mı?

    Son olarak, düdüklü tencereler hakkında en çok sorulan soruyu derinlemesine incelemeye çalışacağım: Düdüklü tencere sağlıklı mı?
    Mutfakta gelenekçi” bir yaklaşım sergileyen kesim, düdüklü tencerenin kullanımını, doğaya aykırı (Ardahan’da yaşayan bir kişinin Zonguldak’ta pişen bir yemeği sağlıksız olarak tanımlaması gibi bir şey olsa da) bir yemek pişirme yöntemi olmakla suçlayarak reddediyor; pişirme esnasında besinlerimizi çok yüksek sıcaklıklara maruz bırakması sebebiyle, besin öğelerine zarar verdiğini ileri sürerek düdüklü tencerenin sağlıksız olduğunu iddia ediyor.
    Böyle önemli bir suçlamayı açıklığa kavuşturmak gerek!
    Pişirme işleminin her türlüsünün gıda kalitesini olumsuz etkilediğini inkar edemem, ancak gıda kalitesini olumsuz etkileyen faktörler arasında öne çıkan yüksek sıcaklık değil, yüksek sıcaklıklara maruz kalma süresidir. Bilimsel kanıtlar, uzun süren pişirme süresinin besin kalitesi açısından daha zararlı bir etkiye sahip olduğunu doğrulamaktadır: çok geleneksel bir yöntem olan kaynatma aracılığıyla uzun süreli pişirme, doğal olarak tanımlanan 100 derece civarında gerçekleşiyor olsa bile, vitamin, mineral ve antioksidanlar gibi biyofonksiyonel moleküller için daha yıpratıcı sonuçlara yol açmaktadır.
    Diğer bir faktör kullanılan su miktarıdır. Düdüklü tencere içinde yemek yaparken, normal bir tencerede kaynatılırken kullanılandan daha az su gerektiğinden, suda çözünür besin öğelerinin pişirme suyuna geçerek daha büyük miktarda kayıp olmaları da yine bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

    Gıdalarımızı pişirmeli mi yoksa pişirmemeli mi?

    Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için insan vücudu, gıdalarda bulunan besin öğelerini asimile etmek zorundadır.
    Bu besin öğelerini sadece proteinler, karbonhidratlar ve yağlar olarak sıralamak eksik olur; her lokmada bulunan ve fonksiyonel moleküller olarak tanımlanan vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve daha fazlasını göz ardı etmemek gerek. Bunların güvenliklerini tehdit eden sayısız fiziksel ve kimyasal varyasyon olduğundan (yıkama, soyma, muhafaza etme, dondurma, kurutma ve pişirme gibi), seviyeleri asla nominal olarak belirtilenle aynı değildir. Bu adımların her birinde, gıda başlangıçtaki besin öğesi seviyesinden bir şeyler kaybeder; ancak en önemli tehdit, pişirme esnasındaki ısı uygulamasından kaynaklanmaktadır.
    O halde doğru soru belki de ‘Düdüklü tencere sağlıklı mı?’ değil, ‘yemek pişirmek sağlıklı mı?’ olmalıdır.
    Buna rağmen, çoğu gıda çiğ olarak tüketilemez; nahoş bir lezzetin ötesinde, beslenmemizi oluşturan gıdaların büyük çoğunluğu pişirilmeden yendiklerinde sadece sindirilemez değil, zehirli bir hale dönüşebilirler: patates, bakliyat, patlıcan veya etleri düşünün

    Onları pişirmek konusunda anlaştıysak, seçeneklerimiz aşağıda görüldüğü gibidir:

    kaynatma;

    fırında pişirme;

    – mikrodalgada pişirme;

    buharda pişirme;

    – yağda kızartma;

    sıcak havada kızartma (bu çok detaylı incelemeyi okumalısınız);

    – tavada soteleme;

    düdüklü tencerede pişirme.

    Daha önce açıkladığım gibi, sıcaklık ne kadar yüksek olursa, verilen hasar da o kadar yüksek olur mantığıyla, mümkün olan en sağlıklı ve en doğal gıdalarla beslenebilmek için herşeyden önce 180°C’ye ulaşan kızartma ve bazı gıdalar için çok rahatlıkla 180°C‘yi aşan fırında pişirme gibi yöntemleri bu sıralamadan çıkarmalıyız.

    Kalan pişirme yöntemlerinin çalışma sıcaklıklarına göre yeni sıralaması şöyledir:

    – tavada soteleme (120°C);

    – düdüklü tencere (maksimum 120°C ile: aslında çoğu ev tipi model 110°C’yi geçmez);

    kaynatma (100°C);

    – mikrodalga: su moleküllerini kullanarak pişirdiği için 100°C’nin ötesine geçemez; ancak geleneksel bir yöntem olmadığı için onu da bu yeni listede dikkate almayacağız;

    – son olarak, maksimum 100°C’de gerçekleşen buharda pişirme.

    Bilimsel araştırmalar, buharda pişirmenin veya tavada hızlı sotelemenin (stir-fry), gıdalarımızdaki besin maddelerini korumaya geldiğinde, en sağlıklı yöntemler olduğunu kabul etmiştir.

    Ancak her zaman olduğu gibi burada da bir “ama” vardır: buharda pişirme hemen hemen tüm yiyeceklere, özellikle sebzelere, balıklara ve pilavlara uygulanabilir olsa da tüm gıdaları hızlı bir şekilde pişirmek mümkün değildir.

    Ayrıca, sağlıklı bir diyetin sahip olması gereken en önemli özelliğini ihmal etmemeli: damak zevki! Buharla pişirilen yemekler çok sağlıklı olsa da, sonuçtan herkes hoşlanmayabilir.

    Tam tersine, tavada hızlıca sotelenmiş yiyeceklerin tadına doyum olmaz; ne yazık ki, söz konusu yöntem tüm gıdalar için uygun değildir: baklagiller, etler ve tahılların çoğunu pişirmek için daha fazla zaman ve/veya su gerekir.

    Bakalım “Düdüklü tencere sağlıklı mı?” sorusuna bilim ne diyor?

    2010 yılında yapılan bir araştırmada karnabahar, bezelye, ıspanak ve pazı kaynatıldıktan sonra fenolik maddeler içeriklerinde (antioksidan etkiden sorumlu) önemli bir kayıp kaydedilirken; aksine, basınç altında yani düdüklü tencerede pişirilmiş sebzelerden bazıları için fenolik madde seviyesinde herhangi bir azalma tespit edilmemiştir (diğer bazı sebzeler için sadece çok küçük bir azalma kaydedilmiştir)[1].

    2015 tarihli bir başka araştırma, sebzelerin (folatlar, karotenoidler ve C vitamini) besinsel niteliklerini korumak için en iyi yöntemlerin buhar ve düdüklü tencere ile pişirmek olduğunu göstermektedir; aynı araştırma geleneksel olarak tabir edilen kaynatmanın bu amaç için en az uygun yöntem olduğunu kanıtlamıştır[2].

    Brokolideki faydalı bileşikleri (C vitamini ve sülfürofan gibi) muhafaza etmek için en iyi pişirme yöntemini belirlemeye çalışan diğer bir araştırma, brokolinin kaynatılmasının veya hatta buharda pişirilmesinin bu moleküllerde mikrodalgada veya düdüklü tencerede pişirmeye göre daha büyük bir azalmaya neden olduğunu göstermiştir[3].

    Hernandez ve meslektaşları, brokolinin antioksidan ve C vitamini seviyeleri için kaynatmanın en zararlı yöntem olduğunu doğrulamaktadır[4].

    Yenilebilir mantarların pişirilmesi için de aşağı yukarı aynı şey belirtilmektedir: düdüklü tencere ve tavada soteleme mantarların gıda kalitesini düşürmenin ötesinde yükseltirken; tam tersine kaynatarak pişirme olumsuz etkilerin doğmasına neden olur[5].

    Esther Pauline Rani ve meslektaşları da, incelenen sebzelerin pişirilmesi için yaptıkları deneyler sırasında benzer sonuçların altını çizdiler[6].

    Aslında söylenecek daha çok şey var ve bunlar hiç de önemsiz değil.

    Yemek yapmak, bir yemeğin tadı güzelleştirmekten çok daha fazlasıdır; esas olarak besinleri tutan peptit bağlarını denatüre ederek gıdalarımızı sindirilebilir hale getirmeye hizmet etmekle birlikte pektin, fitik asit, saponinler ve lektinler gibi anti-besin olarak tanımlanan molekülleri ortadan kaldırabilmeyi/veya bunların konsantrasyonlarını düşürebilmeyi mümkün kılarlar.

    Düdüklü tencerede pişirme, baklagillerde ve tahıllarda bulunan lektinleri ve fitik asidi yok ettiği için özellikle dikkate değerdir ve bu moleküller tamamen bitki bazlı diyet yapanlar için potansiyel bir soruna neden olabilirler[7, 8, 9, 10]. O halde asıl soru belki de “Düdüklü tencere sağlıklı mı?” yerine “Düdüklü tencere ile yemek pişirmemek sağlıksız ?” olmalıdır.
     

    Sonuçlar

    Tüm bu verileri okuduktan sonra, “Düdüklü tencere sağlıklı mı?” sorusuna yanıt vermek kolaylaşır: düdüklü tencerenin, yiyecekleri sağlıklı, ekonomik ve sürdürülebilir bir şekilde pişirmenin uygun bir yolu olduğu çok açıktır.
    Düdüklü tencerenin diğer avantajlarını ise şöyle sıralayabilirim:

    çok yönlü, çünkü onu risotto, makarna ve hatta kestane veya ayva gibi meyveli tatlıları pişirmek için kullanabilirsiniz;

    pratik, çünkü herkes onu çok kolay kullanabilir (artık pişirme sürelerinin ayarlanmasına izin veren modeller bile var);

    hızlı, pişirme süresini en azından yarıya indirir;

    güvenli, basit talimatlara riayet edildiğinde patlaması imkansız;

    tamamen paslanmaz çelikten imal edildiğinden yemeklerinizle sağlıksız ve zararlı olabilecek etkileşimlere yol açmaz;

    sizi sağlıklı beslenmeye yaklaştırabilir, baklagiller veya kepekli tahıllar gibi uzun pişirme süreleri nedeniyle bir zamanlar satın almaktan kaçındığınız tüm yiyecekleri artık kolayca pişirebilirsiniz;

    cebiniz ve çevre için gerçek bir dost: size para, enerji ve fosil yakıt tüketiminden tasarruf sağlar.

    Eğer yemeğinizin besin öğelerinden en iyi şekilde yararlanmayı hedefliyorsanız, sebzelerinizi maksimum 5 dakika tavada sotelemek veya buharda pişirmek kayıpları azaltmanın en iyi yoludur; ama diğer her şey için şüphesiz düdüklü tencereyi tercih etmelisiniz.

    Sağlıklı ve hızlı yemeklerinizin tadını çıkarın ve herkese iyi devrimler

     

    Kaynakça
    1) NATELLA, F., BELELLI, F., RAMBERTI, A. and SCACCINI, C. (2010), MICROWAVE AND TRADITIONAL COOKING METHODS: EFFECT OF COOKING ON ANTIOXIDANT CAPACITY AND PHENOLIC COMPOUNDS CONTENT OF SEVEN VEGETABLES. Journal of Food Biochemistry, 34: 796-810
    2) Sylvie Bureau, Sonia Mouhoubi, Line Touloumet, Caroline Garcia, Florie Moreau, Valerie Bedouet, Catherine M.G.C. Renard. Are folates, carotenoids and vitamin C affected by cooking? Four domestic procedures are compared on a large diversity of frozen vegetables,
    LWT – Food Science and Technology. Volume 64, Issue 2, 2015, Pages 735-741, ISSN 0023-6438
    3) Galgano, F., Favati, F., Caruso, M., Pietrafesa, A. and Natella, S. (2007), The Influence of Processing and Preservation on the Retention of Health-Promoting Compounds in Broccoli. Journal of Food Science, 72: S130-S135.
    4) Abad Arturo López-Hernández Ana Sofia Ortega-Villarreal Jesús Alberto Vázquez Rodríguez Manuel López-Cabanillas Lomelí Blanca Edelia González-Martíne. Application of different cooking methods to improve nutritional quality of broccoli (Brassica oleracea var. italica) regarding its compounds content with antioxidant activity, International Journal of Gastronomy and Food Science, Volume 28, 2022, 100510, ISSN 1878-450X,
    5) Gan CH, Amira N, Asmah R. Antioxidant analysis of different types of edible mushrooms (Agaricus bisporous and Agaricus brasilliensis). International Food Research Journal. 2013; 20(3):1095-1102
    6) Esther Pauline Rani, Regi Raymon Sharmelee Fernando. International Journal of Home Science Effect of cooking on total antioxidant activity in selected vegetables 2016; 2(2): 218-222 ISSN: 2395-7476 IJHS 2016; 2(2): 218-222
    7) Srivastava, R. P., and Hina Vasishtha. “Dietary fiber, protein and lectin contents of lentils (Lens culinaris) on soaking and cooking.” Current Advances in Agricultural Sciences 5 (2013): 238-241.
    8) Srivastava, S. and Khokhar, S. (1996), Effects of Processing on the Reduction of β-ODAP (β-N-Oxalyl-L-2,3-diaminopropionic acid) and Anti-Nutrients of Khesari Dhal, Lathyrus sativus. J. Sci. Food Agric., 71: 50-58.
    9) Kataria, Anita, B. M. Chauhan, and Darshan Punia. “Antinutrients and protein digestibility (in vitro) of mungbean as affected by domestic processing and cooking.” Food Chemistry 32.1 (1989): 9-17
    10) Ibrahim, S. S., et al. “Effect of soaking, germination, cooking and fermentation on antinutritional factors in cowpeas.” Food/nahrung 46.2 (2002): 92-95

     

    İlginizi çekebilir:

    Summary
    Düdüklü tencere sağlıklı mı? Artıları, eksileri, çalışma mantığı
    Article Name
    Düdüklü tencere sağlıklı mı? Artıları, eksileri, çalışma mantığı
    Description
    Sağlıklı, güvenli ve zaman ile enerjiden tasarruf uzmanı: gelin onu hep beraber inceleyelim; nasıl çalıştığını derinlemesine öğrenelim
    Author
    Publisher Name
    CHE Food Revolution
    Publisher Logo