Gıda İsrafı: Savaşmamız gereken görünmez canavar

     

    Gıda İsrafı Savaşmamız gereken görünmez canavar

     

    Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü FAO’ya göre küresel düzeyde, ürettiğimiz tüm yiyeceklerin yaklaşık üçte birini tüketmeden atıyoruz. Konu o kadar kritik bir halde ki, Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma projesi kapsamına alınarak, 2030 yılına kadar kişi başına düşen küresel gıda israfını önemli ölçüde azaltılması amaçlanan hedeflere dahil edildi. Zira, dünyada yaklaşık 900 milyon insan açlığın pençesi altında bulunuyorken, Avrupa vatandaşlarının her yıl kişi başına 123 kg yiyeceği çöpe atıyor olmaları kabul edilemez bir şey. Ama bundan daha üzücü bir şey daha var! Gıda zincirinin her kademesine, israfa karşı bilinçlendirme kampanyalarıyla güçlendirilmiş doğru önlemler ve iyi uygulamaların getirilmesi halinde, gıda israfının %78 oranında azaltılabilecek olması. Ve biliyor musunuz, çöpe atılmaktan kurtarılan gıdaların dünyadaki tüm açlık çeken insanları beslemeye yeterli olabileceğini?
    Biraz özen, biraz özveri ile israflarımızı azaltmayı denemeye değmez mi?

    İsraf ile kastedilen nedir? Nasıl gerçekleşir?

    Gıda israfı, gıda zincirinin üç ayrı aşamasında gerçekleşir:

    1) Gıda kayıpları (Food losses)

    Olumsuz hava koşulları ve / veya yanlış üretim yöntemlerinin benimsenmesi nedeniyle doğan gıda israfı / gıda bozulması: Bu durum çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerde, gıda hala tarladayken gerçekleşir.

    2) Gıda İsrafı

    Satılamayan ve/veya tüketim tarihi geçtiği için atılan gıda ürünlerini ifade eder: bu, sanayileşmiş ülkelerde en yaygın olan israf türüdür, ve toptan veya perakende satış yerlerinde olduğu gibi restoran piyasasında kaydedilir.

    3) Evsel gıda atıkları

    Ürünü satın almış olmasına rağmen tüketmeyen son tüketici tarafından, gıda ürünlerinin çöpe atılmasıdır: burada da ikinci aşamada olduğu gibi, ana sorumluluk gelişmiş ülkelerde yaşayan bizlere aittir.

    Gıda israfı sadece cüzdana mı zararlı? Hiçbir şey bundan daha yanlış olamaz!

    Gıda israfı, ulusal bütçelerin yanı sıra aile bütçesinde de önemli deliklere neden olur, ancak bunu sadece ekonomik bir faktör olarak değerlendirmek yalnızca eksik değil yanlış da olur: zira mesele, daha önce bir değeri olup da artık o değeri kaybetmiş bir gıdadan ibaret değildir.
    Gıda israfının yarattığı etkilerin sonuçları çok daha geniş ve kapsamlıdır ve henüz daha doğmamış olanları bile ilgilendiren sorunlar içerir.
    İlk bakışta, yarım şişe sütü ekşidiği için lavaboya dökmenin, önemli bir çevresel etkiye neden olabileceğini anlamak kolay değil. Ama miyopluğumuzu yenemedikçe maalesef bu canavarı alt etme şansımızın bulunmadığını bilmenizi isterim.
    İşte süt israfından söz ederken, aynı zamanda su israfından, enerji, işgücü ve sermayenin israfından da söz etmeliyiz. Eksilttiklerimiz dışında, belki arttırdıklarımız daha büyük sorun yaratıyor: o kullanmadan atılan yarım litre sütün üretilmesi aşamasında, tarım ve hayvancılıkta yapılan kazanç hedefli “kasıtlı” yanlışlar nedeniyle havayı, yeraltı sularını ve toprağı boş yere kirletmiş oluyoruz.
    Çünkü çevre kirliliği sadece ağır sanayiden veya taşımacılık sektöründen değil, aynı zamanda yoğun tarım ve hayvancılık üretim modellerinden kaynaklanmaktadır, hatta bu ikisi beraber sera gazı oluşumunun en önemli sorumlularından biridir. Bu da yetmezmiş gibi, dünyanın en normal şeyiymiş gibi, sırf yaprakları yumuşadığı için attığımız marulun diğer (hesaplanamayan) hasarlara neden olduğunu da bilmeliyiz: çürümeye bırakılan besin maddeleri, ozon için karbondioksitten 21 kat daha zararlı olan metan gazı üretirler.
    Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde, 10 yıl içinde gıda israfının %20 oranında azaltılması, sera gazı salınımlarında yıllık 18 milyon tonluk bir azalma anlamına gelecektir: bu nedenle, gıda israfının gezegenimize ve sonuç olarak gelecek konuklarına zarar vereceğinden kimsenin şüphesi olmamalı.

    Evsel gıda israfını azaltmak için ne yapabiliriz?

    Bireysel düzeyde bu trajik durumu iyileştirmek için yapabileceğimiz birçok şey var. Hükümetlerin yetişkin nüfusu bilgilendirmek için, çarpıcı kamuoyu spotları gibi belirleyici eylemler üretmeleri; yeni nesil için ise okullarda dersler ve özel projeler düzenlenmesi son derece uygun ve yararlı olacaktır. Bununla birlikte, deneyimlerimiz hükümetin ağır çalışan bürokrasisini beklemeden harekete geçmemiz gerekliliğine işaret ediyor: birey olarak, en azından kendi duvarlarımız içinde bu sorumluluğu üstlenebiliriz. Belki koca okyanusta bir damla gibi görünebilir, ama aslında bu bir öneri değil, mutlak bir zorunluluktur!

    A) Dürtüsel alışverişten kaçının

    Bu birinci maddeyi uygulamaya koyabilmek için, sadece detaylıca düşünülmüş bir listemiz varsa alışverişe gitmeliyiz. Özellikle süpermarketler, ihtiyaç duyduğunuzdan daha fazla tüketmenizi sağlamak üzere tuzak görevi görecek şekilde ustalıkla tasarlanmış, etüt edilmiş yerlerdir: stratejik olarak mükemmel biçimde aydınlatılmış albenisi yüksek ambalajlarla dolu uzun koridorlar; tıka basa doldurmazsanız “aşağılıksendromu hissetmenize yol açabilecek devasa alışveriş arabaları; sadece tüm reyonları geçtikten sonra güneş ışığına kavuşmanıza izin veren labirent benzeri mimari düzene sahip mekanlar; nezaket veya oburluğunuz nedeniyle kolayca hayır diyemeyeceğiniz ürün ikramına dayalı “taktik” pazarlama eylemleri; evde sadece iki kişi olduğunuzu unutmanızı sağlayan, “bir kışla için satın almanız halinde” avantajlı olabilecek indirimler; ünlü “3 al 2 öde” promosyonları ve diğer birçok girişim.
    İhtiyacınız olandan daha fazla satın almaktan kaçınmak için, ya çelik gibi bir kararlılığa sahip olmalı ya da alışveriş listenize ebedi sadakat yemini etmelisiniz.

    B) Daha tertipli ve düzenli olun

    İyi hedeflenmiş bir liste yapmak, her şeyden önce evde neler olduğunu bilmek daha doğrusu, görmek anlamına gelir. Bu kural hepimize çok basitmiş gibi görünse de, eminim hepimizin başına gelmiştir dolabımızda aynı üründen birden fazlasıyla karşılaşmak. Bu işi şansa bırakmayıp, depolama kontrolü için endüstrinin kullandığı stratejileri uygulayalım.
    Stokların düzenli olarak izlenmesi ve akıllıca yerleştirilmesi gerekiyor: en son satın aldıklarımızı en arkaya taşıyalım ve daha önce alınmış olanları öne koyalım. FIRST IN – FIRST OUT ya da İLK GİREN İLK ÇIKAR! alarak bilinen bu kural, saygıdeğer tüm depoların temelini oluşturur.
    Gıda ürünlerinizi mutfak ve erzak dolaplarınızda göz hizasında veya kolay erişebileceğiniz yerlerde sakladığınızdan emin olun; ve buzdolabı bile içinde de düzenli olmaya özen gösterin. (Daha takıntılı olanlarınız ürünler tüketildikçe, sayılarının eksiltileceği listeler hazırlayıp; bunları dolapların kapaklarına sabitleyerek, böylece fazla zaman veya ter harcamadan belirli bir ürünü nerede bulacaklarını bilebilirler). Ancak, detaylı bu liste olsun veya olmasın, gıdaların son kullanma tarihine göre yerleştirilmesinden ibaret olan bu basit hile, israfı önemli ölçüde azaltmamıza izin verecektir.

    C) Gıda etiketlerini iyi okuyun

    Bu ihmalimiz bize çok pahalıya mal oluyor: birçok insan etiket üzerindeki bilgileri yanlış yorumladıkları için hala mükemmel bir şekilde tüketilebilir olan gıdaları çöpe atmaktalar; veya alışveriş esnasında etikete dikkat etmediklerinden son kullanma tarihi yakın olan ürünleri satın alıp; veya doğru şekilde muhafaza etmedikleri için gıda israfına yol açmaktalar (her türlü bilgiyi gıda etiketlerinde iyi tanımlanmış olarak bulabileceğinizden emin olun).
    Bir gıda maddesinin son kullanma tarihi üründen ürüne değişir ve ilgili özel uyarılar da değişir. Son kullanma tarihiyle ilgili olarak aslında yeni olmayan, ancak tüketici için hala kafa karıştırıcı olabilen belli başlı iki tanım var: özellikle “son kullanma tarihi” ve “tavsiye edilen tüketim tarihi”. Birincisi, taze et, taze balık ve balık ürünleri, taze süt ve süt ürünleri, vb. gibi kolay bozulabilen gıdaların tümünü kapsar. Bu tarihten sonra tüketilmeleri, tüketiciler için sağlık tehlikesine neden olabileceğinden, son kullanma tarihine riayet edilmesi zorunludur. İkinci terim ise, sirke, makarna, kahve, bal, domates salçası, yoğurt, sert ve olgunlaştırılmış peynirler, reçeller, turşu ve benzeri diğer tüm gıda ürünlerini kapsar: bu tarihten sonra tüketilmeleri herhangi bir sağlık tehlikesi yaratmaz, ürünün sadece kalitesi ve organoleptik özellikleri tehdit altındadır. Tabii ki, tavsiye edilen tüketim tarihinden sonra tüketmek istiyorsanız, ambalajın bütün ve sağlam olduğundan ve ürünün kurallara uygun şekilde saklandığından emin olmalısınız. Çok fazla kez, hala mükemmel şekilde tüketilebilir olan bir paket kahveyi veya pirinci çöpe atıyoruz; hiçbir efor sarfetmeden sadece etiketlerde yer verilen kelimelere ve sayılara dikkat etmek suretiyle, evsel gıda israfını % 10 oranında azaltmanın mümkün olduğunu bilmelisiniz.

    D) Gıdaların nasıl geri dönüştürüleceğini öğrenin

    Gıda endüstrisinin uyguladığı aynı hileleri benimseyin: gıda sektöründe, maliyetleri düşürmeye yardımcı olabilecek hiçbir şey atılmaz. Meyveler estetik olarak satışa uygun değilse, meyve suları, reçeller veya dondurmalar vb. yapılır; domatesler çok olgunsa, domates suları, püreleri veya salçalar üretilir; sebze sektörünün artıkları (taze veya dondurulmuş) geleneksel veya “kremsi” sebze çorbaları veya vejeteryan köfteler; sebze suyu bulyonları haline getirilir. Balık sektöründen kalanlar, balık soslarını ve hazır balık yemeklerini (taze veya dondurulmuş) zenginleştirebilir; veya balık kroketlerine, köftelerine veya surimi’ye dönüştürülür. Kümes hayvanları sektöründen gelen ‘kalıntılar’ lezzetli dönerlere, gevrek nuggets’lara ve ‘light‘ salamlar (tavuk ve hindi, kırmızı etten daha sağlıklı kabul edildiği için) haline gelir. Son olarak, artık taze et olarak satılamayan kırmızı etlerden kalan parçalar mortadella, jambon, salam, sucuk, sosis, döner veya köfteler ve elbette et bulyonları haline gelir.
    Size tavsiyem, kural olarak bu tip endüstriyel gıdaları satın almaktan kaçınmanızdır: Eğer ağzınıza götürdüğünüz çatalın içeriğini gözlerinizle tanımlayamıyorsanız, yemek için başka bir şeyi seçmeniz daha iyi olur.
    Ama eğer bu tarifleri yapan bizlersek, korkacak bir şey yok; içine ne koyduğumuz bildiğimizden başımıza gelebilecek tek şey kazançlı çıkmak. Hayal gücünüzü kullanın ya da ufkunuzu geliştirmek için ambalajlı gıdalardan ilham alın.

    E) Gıdaların raf ömrü nasıl uzatılır, öğrenin

    Evlerimizde de benimseyebileceğimiz en pratik saklama yöntemleri: konsantrasyon ve kurutma; fermantasyon; soğutma ve dondurma; tuz, şeker, yağ veya sirke kullanarak gıdaların raf ömürlerini uzatmaktır. Bu yöntemlerden bazıları karmaşık, pahalı, kalorili, sağlıksız ve hatta etik dışı olabilir. Bu nedenle gıda israfıyla baş edilmesi için en iyi çözümün, daha az gıda satın almak olduğunu daima akılda tutmalıyız.

    F) Gıdaların nerede ve nasıl muhafaza edilmesi gerektiğine önem gösterin

    Soğuk depolama çoğu bozulabilir gıda için idealdir, ancak bunu her tür ürün için kullanmak yanlış olur. Örneğin, düşük sıcaklıkların patatesleri, domatesleri, sarımsakları, salatalıkları ve soğanları hızla bozabileceğini bilmek faydalı olur, onların sizden tek istediği oda sıcaklığında muhafaza edilmektir. Fazla plastik kullanmamak iyi bir şey, bunun için meyve ve sebze satın alırken tek bir çanta kullanmak yararlı olur; ancak bu demek değildir ki, tek bir torbada eve girdikleri için, buzdolabında da aynı torba içinde kalmalılar! Avokado hakkında konuşurken, olgunlaşmaları sürecinde önemli miktarda etilen salan, klimakterik olarak tanımlanan bazı meyve türlerinden söz etmiştim; klimakterik meyveler sınıfına giren muz, avokado, domates, kavun, şeftali, armut, soğan gibi meyveleri ağzı kapalı plastik bir torbada tutmaktan kaçınarak ve bunları diğer meyve ve sebzelerle birlikte muhafaza etmeyerek, meyve ve sebze israfınızı yine büyük ölçüde azaltabilirsiniz.

    G) Buzdolabındaki kısıtlı alanı daha iyi kullanmaya çalışın

    Başlık yanıltıcı olmasın, alanı iyi değerlendirmek her santimetrekareyi tıka basa doldurmalısınız anlamına gelmiyor: buzdolabı içinde hava serbestçe dolaşmalıdır ki, nem ve sıcaklık farklılıkları oluşmasın. Yemeklerden arta kalanları saklamak için de uygun kaplar kullanmaya özen gösterin: cam, porselen ve BPA içermeyen plastik kaplar hemen her tip ‘kalan yemek’ için uygun olabilirken, metal kapların domates, sirke, limon, yoğurt vb. gibi yüksek asitli gıdalar için uygun olmadığını unutmayın. Uzun süre dolapta kalan artıkların kaderlerinin çöp olduğunu akılda tutarak, ertesi gün yemeyi planlamıyorsanız eğer bunları doğrudan dondurucuya koyun. Çoğumuzun evinde dondurucularla donatılmış buzdolapları var, bu harika kaynakları sadece buz üretmek veya dondurma koymak için kullanmayalım: temizlik, yıkama ve ön pişirme gibi birkaç basit işlemle, ilerleyen günlerde veya haftalarda kullanmak üzere kendi hazır gıdalarınızı yaratabilirsiniz. Elbette, gıdaları dondurduğumuzda bazı önemli besin maddelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız, ancak yine de her şeyi kaybetmekten daha iyidir. Depolama kapasitesini ve donma verimliliğini azaltmaktan kaçınmak için yeniden kullanılabilir ağzı hermetik kapanan poşetlerden kullanmanızı öneririm: kaplara nazaran daha fazla hacim kazanırsınız.

    H) Ve lütfen daha az mükemmeliyetçi olun

    Elmanın veya domatesin en güzelini seçtiğimizde, gıda israfının oluşmasına yardımcı oluruz. Üzerinde siyah noktalar bulunan elmayı tercih etmeyeceğimizi bilen satıcılar, onları üreticiden satın almazlar, bu yüzden hala tarladayken bu kusurlu” gıdalar çöpe atılıyor. Hepimiz daha düşük estetik beklentilerle satın almaya başlarsak, israf konusunun iyileşmesine somut bir katkıda bulunabiliriz.
    Son olarak, bilinçli bir şekilde son kullanma tarihi yaklaşan yiyecekleri satın alın: genellikle süpermarketler tarafından % 30-50’lik indirimlerle sunulan bu ürünler, hem tasarruf etmenizi ve hem de israfı azaltmak konusundaki sivil sorumluluğa cevap vermenizi sağlar; aynı gün yemeyeceksiniz çoğu durumda söz konusu gıdaları dondurucuya koyarak, son kullanma tarihini de ‘dondurabilirsiniz’.

    … Ve israfa karşı başlatılan savaşı kazandığımız takdirde, beklediğimiz Devrime kavuşabileceğimizi asla aklınızdan çıkarmayın!


    İlginizi çekebilir:

    Summary
    Gıda İsrafı: Elimizdeki her araçla savaşmamız gereken bir canavar
    Article Name
    Gıda İsrafı: Elimizdeki her araçla savaşmamız gereken bir canavar
    Description
    Gıda israfı olmasa dünyadaki açlığı ortadan kaldırırdık! İşte bilinçli alışveriş önerileri ile gıda israfımızı bireysel olarak azaltmak için bir rehber
    Author
    Publisher Name
    CHE Food Revolution
    Publisher Logo