Önüne Geçilemeyen Et Açlığımız

 

Önüne Geçilemeyen Et Açlığımız

 

Tarım ve gıda endüstrisi çevre kirliliğinin ve atmosferik sera etkisinin ana nedenlerinden biridir. Bu tartışılmaz gerçekten başlayarak, bir gıda mühendisi olan yazar, yeme alışkanlıklarımızın zaman içinde nasıl evrim geçirdiğini, bu noktaya nasıl ve neden geldiğimiz hakkındaki etkenleri, çiğ ve şok edici bir açıklıkla gözler önüne seriyor: özellikle et ve hayvansal ürünlerin aşırı tüketimini körükleyen, gıda bolluğunun insanları kendine tutsak etmesi şeklinde özetlenebilecek gidişatın nasıl sonlandırılacağı konusunda çözüm üretme gayesini ön planda tutarak. Bartu, yalnızca insan sağlığı ile tek yaşam alanı olan dünya arasındaki ilişkileri açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda doğru ve etik açıdan sürdürülebilir bir beslenme çeşidinin varoluşla ilgili her şeyin anahtarı olduğunu kanıtlamayı hedeflemekte. Karmaşık mutlakçılıklara (veganizm, vejetaryenlik, vb.) dayanmayan ve hayvansal proteinleri tamamen dışlamayan, görünüşte basit ve inanılmaz derecede etkili “bu mucizevi Devrim” miktara, kaliteye ve bilgi birikimine bağlıdır. Yazar, bu devasa sorunu çözmek için kişinin zihinsel ve içsel bir değişimden geçmesi gerektiğine inanıyor. Eğer dünyanın beğenilmeyen gidişatı gerçekten değiştirilmek isteniyorsa, bireysel limitleri ve yetenekleri ne olursa olsun, her tüketicinin aktif katılımının esas olduğu özenle vurgulanıyor; herkesin neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna dair kendi kültürünü derinleştirmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Sağlığın son derece değerli olduğunu ısrarla tekrarlayan Bartu, onu bir takım “gurunun” sözlerine veya üçüncü kişilere emanet etmenin, insanın kendi türüne karşı işlediği en önemli suçlardan biri olarak gösteriyor. Bir dizinin ilki olan bu deneme, sade diliyle okuyucuya kolay anlaşılır, gerçek bir yardım eli uzatırken, onu bir sorumluluk seçimi ile de karşı karşıya bırakıyor: uçuruma doğru hiç hız kesmeden devam etmek veya doğru yolu işaret eden bu gerçek Devrime katılmak

İlginizi çekebilir: