Pisagor Diyeti: Vejetaryenliğin devrimci babası

Pisagor Diyetine Giriş
Pisagor Diyeti hakkında yazmaya, İtalya’nın Crotone kentindeki Pisagor Müzesi’nde düzenlenen “Pisagor’un Sofrası – Trapeza Pitagorica” başlıklı konferanstan hemen sonra karar verdim; ki bu konferansa izleyiciler tarafından açıkça takdir edilen “Soframızda Sağlık ve Sürdürülebilirlik: Pisagor Düşüncesinin Evrimi” başlıklı bir sunumla, konuşmacı olarak katıldım. Yazının sonunda maalesef İtalyanca olarak gerçekleşmiş bu sunuma ilişkin bir özet video bulacaksınız.
Konuşmama hazırlanırken yaptığım araştırmalardan ve elbette diğer değerli meslektaşlarımın konuşmalarından çok ilginç şeyler öğrendim; bunları sizlerle paylaşmanın faydalı olacağını düşünüyorum.
Gelin, bu diyetin devrimci ruhlu önderi hakkında daha fazla bilgi edinelim.
Pisagor kimdi? Hayat Tarzı Nasıldı?
Pisagor, matematikçi ve vizyoner bilim insanı
Herkes onu, dik üçgenler teoreminin mucidi olarak bilir: yani, bir dik üçgenin iki dik kenarının (a ve b diyelim) uzunluklarının kareleri toplamı, hipotenüs (buna c diyelim) olarak adlandırılan üçüncü kenarın uzunluğunun karesine eşittir, dolayısıyla: a2 + b2 = c2.
Ancak Pisagor bir matematikçiden çok daha fazlasıydı, zira matematikte devrim yaratmış ve kendisini takip eden büyük düşünürlerin zihinlerini şekillendirmiş olması bakımından değerlendirildiğinde, bu kategoride kesinlikle istisnai bir şekilde öne çıkabilmiştir.
Bunun dışında Pisagor, bir astronom olarak da çok değerli saptamalarda bulunabilmiştir: gerçekten de yeryüzünün düz değil, yuvarlak olduğunu öne süren ilk bilim adamlarından biri olmakla beraber, Ay’ın ışığının kendi ışığı değil de yansıma ışık olduğunu tahmin dahi edebilmiştir!
Böylesine şaşırtıcı bir beyne, olağanüstü bir bedenin eşlik etmesi kaçınılmazdı (Atatürk’ün de söylemeyi sevdiği gibi “Mens sana in corpore sano“, yani “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” deyimini doğrularcasına): bu kısmen genlerinden (annesinin eşsiz güzellikte olduğu söylenir) ama kesinlikle beslenmesinden kaynaklanan bir avantajdı.
Pisagor vejetaryen miydi yoksa vegan mı?
Hiç şüphesiz ona Batı dünyasındaki vejetaryenliğin babası olarak hitap edebiliriz.
Öyle ki 1600'lü yıllarda Paris veya Londra'da et yemeyi bırakmaya karar veren biri Pisagor diyetini uyguladığını söylerdi: bu, 1800'lü yıllara kadar kullanılan bir terim olmuştur.
Bugün, Pisagor diyetini daha yaygın kullanılan bir isimle adlandırmak istersek, kabaca lakto-vejetaryen bir diyet olarak tanımlayabiliriz: yani et içermemekle birlikte bal ve süt ürünleri gibi çok az hayvansal kaynaklı gıda içeren; ancak sebzeler ve özellikle yabani otlar ve ekmek olarak tüketilen tam tahıllar; taze ve kuru meyveler ile ceviz, badem gibi kuruyemişler açısından zengin bir beslenme modeli idi.
Pisagor diyetinin temel gıdaları
Diogenes'e göre Pisagor kahvaltıda ballı ekmek yerdi; günün diğer öğünlerinde çiğ sebze, zeytin, bol miktarda meyve, nadiren küçük bir parça peynir ile yetinirdi, ama çavdar veya yulaf veya arpadan yapılmış ekmek sofrasından hiç eksik olmazdı. Tam tahıllara duyduğu bağlılık, bana sağlıklı ekmek konusunda hazırlamış olduğum yazımın ne kadar doğru temellere dayandığını tekrar kanıtlamakta.
Darıya oldukça değer verirken (nedenleri bu makalede yazdıklarımdan çok farklı değildi), zihni bulanıklaştırıp, öğrenmeyi zorlaştırdığı için şarabın tüketilmesini tavsiye etmiyordu, ayrıca başta bakla olmak üzere baklagillerin de tüketilmesine karşıydı.
Yani günümüze kıyasla biraz atipik bir vejetaryendi: günümüz insanı tam anlamıyla bir protein müptelası; Pisagor ise bitkisel kaynaklı da olsa proteini beslenmesinden uzak tutmayı yeğliyordu.
Elbette bazı endişelerine hak vermemek mümkün değil: o dönemde henüz keşfedilmemiş olan favizm* nedeniyle ölmenin hiç de nadir olmadığı bir zaman ve coğrafyada yaşayan Pisagor'un baklayı tehditkar bir gıda olarak görmesi şaşırtıcı değildir.
Bununla birlikte, tüm baklagilleri aynı şekilde tehditkar görüp yasaklılar listesine almasına anlam vermekte zorlanıyorum.
Pisagor, hem "şekilleri" hem de "müzikal meyveler" yani insana gaz çıkartan ve bu şekilde ders çalışırken konsantrasyonu dağıtma özelliği sergileyen gıdalar olmaları gerekçesiyle, öğrencilerine bunlardan uzak durmalarını salık veriyordu. Hatta bazıları Pisagor'un, baklagillerin ölüler dünyasına ait olduğunu düşündüğünü öne sürmüştür: kimbilir, belki de yaydıkları güçlü koku yüzünden.
Gerçek nedeni ne olursa olsun, baklagiller de tıpkı et gibi yasaktı. Günümüz standartlarına göre değerlendirildiğinde, "ciddi" bir protein eksikliğine rağmen, Pisagor uzun, sağlıklı ve çok aktif bir yaşam sürmüştür.
(*) Favizm nedir? Favizm terimi, kırmızı kan hücrelerindeki belirli enzimleri etkileyen ve sarılıkla birlikte hemolitik krize yol açabilen genetik bir anormalliği (glukoz-6-fosfat dehidrogenaz enzimindeki bir eksiklik) ifade eder.
Bu hastalık başlangıçta "bakla hastalığı" olarak adlandırılmış ve hastanın baklayı hiç tüketmemesi önerilmiştir. Aslında, favizmi olan kişi bezelye, mine çiçeği ve diğer bazı maddeleri tüketmekten de kaçınıyor olmalıdır.
Pisagor Diyetinin Etkisi ve Mirası
Pisagor diyetinin sağlığa faydaları
Pisagor diyeti sağlıklı mıydı?
Bu diyetle 75 yaşına kadar yaşadığı (o zamanlar için hatırı sayılır bir yaş), zor koşullar altında uzun seyahatler yaptığı, bugün hala kullanılan vazgeçilmez teoremleri formüle ettiği, öğretmenlik yaptığı, hatta dönemin büyük Olimpik atleti Milo'ya antrenörlük yaptığı ve doğal nedenler yüzünden ölmediği (daha ziyade okuluna karşı isyandan sonra kalp kırıklığından) düşünüldüğünde, Pisagor diyetinin kesinlikle sağlıklı bir diyet olduğunu söyleyebilirim.
Aslına bakılırsa, Pisagor da bu konuda son derece ikna olmuş olmalı, çünkü geleneksel tarzlara uymadığı için sürekli olarak ağır eleştirilere maruz kalmasına rağmen, diyetinden vazgeçmeye hiç de niyetli değildi.
Pisagor'u, dönemin geleneksel "lezzetlerini" terk etmeye iten neydi?
Muhtemelen hayvansal proteinlerin büyük miktarda tüketilmesinin, insan sağlığı için "iyi" olmayabileceğini sezmiş olsa da Pisagor, reenkarnasyona (yeniden dünyaya gelme), diğer adıyla metempsikoza inandığı için, bir arkadaşını veya akrabasını yeme riskine girmemek amacıyla hayvan eti yemekten kaçınmayı tavsiye etmiştir!
Ancak daha güncel ve yüce olan bir başka neden daha var. O ve müritleri, tüm canlıların birbirine bağlı olduklarına inanıyor ve dünyadaki uyumun önemini vurgulayan daha geniş bir felsefeye işaret ediyorlardı.
Esasen, insanlar etten uzak durarak daha fazla ruhani saflık ve aydınlanma elde edebileceklerdi.
Sonuçlar ve son değerlendirmeler
Son olarak diyebileceğim, Pisagor‘un kendi çağında olduğu kadar önemi günümüze kadar uzanabilmiş bir ilham kaynağı olmuş olmasıdır.
Eminim ki Pisagor’un etten ve diğer hayvansal gıdaların çoğundan vazgeçme iradesindeki ana sebepler, bugünün çok daha somut gerekçeleriyle tam olarak örtüşmese de bir noktada kesişmekte. Aşırı miktarda et üretimi-tüketimi ile endüstriyel tarım, ilgili hayvanların maruz kaldığı zulmü hiç göz önüne dahi almadan, ağır bir çevresel tahribat yaratıp, insan sağlığına zarar vermeye devam etmekte.
Pisagorcu düşüncenin sadece matematiksel mantığı değil, insanlığın akıl yürütme biçimini de kökten değiştirmiş olması gibi, bugün de kapsayıcı yanı ağır basan bir devrimi kucaklamamız gerekiyor; bu bağlamda veganlar, vejetaryenler ve özellikle de herşeyi yiyen omivorlara yani hepçillere büyük görev düşüyor.
Zira B Gezegeni diye bir gezegenimiz yok, gücümüzü ve hedefimizi birleştirmeliyiz, çünkü bölündüğümüzde savaşı kaybedeceğimiz kesin, ama bir bütün olursak kazanan biz olabiliriz.
İşte benim Devrimim bunu amaçlıyor ve düzgün bir şekilde mücadele etmek için gerekli araçları sağlamak sitemin amacıdır ve öyle kalacaktır.
Vegan olmanızı ya da bundan sonra CHEtaryen diyeti gibi sürdürülebilir bir diyet uygulamanızı talep etmiyorum; ancak en azından küçük ama yine de çok önemli adımlar atmaya başlayın: yiyecekleri bilinçli bir şekilde satın alalım, israf etmeyelim ve et tüketimini azaltalım.
Eğer gelecek nesillere “nefes alınabilir” bir dünya bırakmak istiyorsak, onları böcek yemeye mahkum etmeden sürdürülebilir seçimler yapmaya gayret etmeliyiz.
Tüm benliğiyle ruhun kirlenmesini önlemeye çalışan Pisagor, bugünün koşullarında bedenimizin, evimizin ve geleceğimizin kirlenmesine kesinlikle kayıtsız kalamazdı.
Herkese iyi devrimler
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:
Sebze salatası: klasik marul salatası yerine 5 enfes tarif
Sebze salatası sağlıklı bir beslenmenin önemli bir parçasıdır: işte size yapması kolay 5 leziz ve besleyici tarif
Çevre dostu hediye fikirleri: ev yapımı, ekonomik, anlamlı ve sürdürülebilir
Bu yıl sadece sevdiklerimize değil, çevreye de bir hediye verelim: işte başarı garantili, ekonomik ve çevre dostu hediye fikirleri
Summary

Article Name
Pisagor Diyeti: Vejetaryenliğin devrimci babası
Description2.500 yıllık bir diyetin sürdürülebilirlik açısından bile nasıl ve neden hala şaşırtıcı derecede geçerli olduğunu gelin beraber öğrenelim
Author
Başak Bartu
Publisher Name
CHE Food Revolution
Publisher Logo




