Gıdalardaki pestisit – tarım ilacı kalıntısı sorunu: bu riski nasıl azaltabiliriz?

     

    Gıdalardaki pestisit - tarım ilacı kalıntısı sorunu bu riski nasıl azaltabiliriz

     

    Pestisit nedir?

    Gıdalardaki pestisit tarım ilacı kalıntısı ile doğan riski azaltmak için bilmeniz gerekenleri sıralamadan önce, küçük bir açıklamayı zorunlu buluyorum: pestisit terimi ile aslında genel olarak “tüm bitki sağlığı koruma ürünlerini” kastediyoruz; bu grupta hem konvansiyonel ve hem de organik tarımda, gıda üretimini güvence altına almak amacıyla mahsulleri yabani otlardan veya parazitlerden veya hastalıklardan korumak için kullanılan tarımsal ilaçlar ifade edilir. Bu maddeler de aynı katkı maddeleri ve GDO’lar gibi yönetmeliklerce regüle edilen riskler arasında kabul edilir.

    Dünya çapında her yıl yaklaşık 2 milyon ton pestisit1 tüketiyoruz, bu da %47,5 herbisit, %29,5 böcek ilacı, %17,5 mantar ilacı ve %5,5 diğer pestisitlere bölünebilir2.

    Gelişmiş her ülkede insan sağlığı, gıdalardaki tarım ilacı kalıntısıyla ilgili risklere karşı kanunlarla korunmaktadır. İtalya Sağlık Bakanlığı bu noktayı şu şekilde tanımlıyor: “Satışa sunuldukları andan itibaren bitki menşeli ürünlerde, mevcut olabilecek tarım ilacı etken madde kalıntıları (diğer bir deyişle tarım ilacı kalıntılarını), mevzuat bazında belirlenmiş maksimum kalıntı limitlerini (Maximum Residue Limit – MRL) aşmıyor olmalıdır“. Bu seviyeler (MRL), gıdanın içindeki veya üzerindeki pestisit kalıntılarının konsantrasyonu için yasal olarak izin verilen üst limitlerdir ve kabul edilebilir günlük alım miktarı (acceptable daily intake ADI) hesaplamak için kullanılır3.

    Bir pestisitin onaylanması ve böylece toksisite eşiğinin belirlenmesi için, ilk olarak hiçbir yan etkinin gözlenmediği seviyenin (NOAELno-observed adverse-effect level) değerinin belirlenmesi gerekir: yani, söz konusu maddenin en hassas gruplar üzerinde bile herhangi bir etki yaratmayacağı konsantrasyon seviyesi.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde, herhangi bir gıda için izin verilen günlük pestisit alım seviyesi (normal bir kişinin bir günde tüketeceği miktar) NOAEL’in %1’i olarak belirlenmiştir. Bu, çok hassas bir kişiyi etkilemeye başlayabilecek seviyeye ulaşmak için, normal miktarın 100 katını yemeniz gerektiği anlamına gelir.

    Öyleyse tehlikede değiliz diyebilir miyiz? Bütün bu ikna edici açıklamalara rağmen, görünüşe göre hayır.
     

    Gıdalardaki tarım ilacı kalıntısı konusunda neden endişelenmeliyiz?

    Gıdalardaki tarım ilacı kalıntısı nedeniyle hepimizin düşük seviyeli zehirlenme riski taşıdığını bilmenizi isterim; ve bununla birlikte pestisitlerin kanser, kısırlık, Parkinson, Alzheimer gibi çeşitli zihinsel ve nörolojik bozukluklar vb; otoimmün hastalıklar, hormonal bozukluklar, özellikle tiroid problemleri ve daha pek çoğu gibi kronik hastalık riski ve olumsuz sağlık etkileri olduğunu da söylemeliyim4, 5, 6, 7.
     

    Nasıl korunuyoruz?

    2016 yılından beri, ihracatta problem yaşanmaması amacıyla ve AB uyum süreci kapsamında, ülkemizde uygulanmakta olan MRL sınırları, AB ülkeleri için geçerli olan MRL sınırları ile ters düşmeyecek şekilde düzenlenmişlerdir.

    Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA, 2018 dönemsel raporunda, Avrupa topraklarında yetiştirilen ve satışa sunulan meyve ve sebzelerden analiz edilen toplam 91.015 numunenin %95,5’inin izin verilen seviyelerde pestisit kalıntıları içerdiğini göstermiştir8. Yasal sınırların altında ölçülebilir kalıntılar içeren numunelerin yüzdesi %53,5’tir.

    Risk bu kadar düşükse, Avrupalı tüketici dernekleri neden memnun değil?

    Peki ya ülkemizde durum ne?
    Ülkemizde pestisit kalıntıları konusunda yapılan çalışmaların sayısı gelişmiş ülkelerdeki seviyelerin son derece altında olmasının yanı sıra, yapılan tetkiklerin sonuçlarını makale olarak bulabilmek dahi çok zor. O yüzden Türkiye ile igili kapsamlı rakam sunamayacağımı üzülerek bildiririm.

    Çoklu kalıntı: bu ne anlama geliyor?

    EFSA veya diğer izleme organları, raporlarını esas olarak tek aktif bileşenleri hesaba katarak hazırlamaktadır, ancak gerçekte pestisit kokteyllerinin kullanımı hiç de nadir rastlanan bir durum değildir. 2018 yılı EFSA raporu, yaklaşık üç gıda ürününden birinde (numunelerin %29’u) iki veya daha fazla pestisit kalıntısı tespit edildiğini göstermektedir.

    Çoklu kalıntı” terimini tanımlamak için İtalya’da ortaya çıkan bazı sonuçlardan bahsedeyim: Greenpeace tarzı bir Çevre kuruluşu olan Legambiente tarafından 2019’da yayınlanan “Stop Pesticides – Pestisitleri Durdurun” raporunda, İtalya’da tetkik edilen numunelerin %18’inin – yaklaşık beşte biri – birden fazla kalıntı içerdiği görülmekte. İşte iki çarpıcı örnek: çilek numunelerinde 9 farklı pestisit veya tatlı biberlerde 25 farklı formülasyonda tarım ilacı kalıntısı9.

    Ve işte asıl tehlike!

    Paracelsus, tüm bilim adamlarının kabul ettiği şu önemli sözü ile tanınır zehiri zehir yapan dozdur“; ancak kapsamlı bir değerlendirme yapabilmek için tek bir tarım ilacı kalıntısının olası kümülatif risklerinin yanı sıra, olası 2 veya daha fazla kimyasalın birbirleriyle nasıl etkileşime girdiği de analiz edilmelidir: ancak bu etkileşimler beraberinde aslında kimsenin tam olarak yanıtlayamayacağı sorular getiriyor!

    Çoklu kalıntılar söz konusu olduğunda, genellikle iki potansiyel etkiden korkulur: biri sinerjik etki (bir maddenin diğerinin toksik etkisini arttırdığı), ancak mevcut dozların düşük olması nedeniyle hasar yaratmak için yetersiz kalacağı düşünülerek, bu etki fazla dikkate alınmaz; ikincisi, daha derinlemesine bir analiz gerektiren kümülatif etkidir.

    Ve bu gerçekten de korkulacak bir şey, zira bu tehlike yalnızca birkaç numuneyi ilgilendirmiyor; hatta çoklu kalıntı tek kalıntıdan daha sık görünen bir durum: Legambiente raporundan elde edilen sonuçlara göre %18’e karşı %15.

    Nisan 2020’de EFSA, gıdalardaki toksik madde kokteyllerinin neden olduğu Kümülatif Risklerin Değerlendirilmesi için ‘Euro Mixadını taşıyan bir analiz modeli geliştirdiğini gururla duyurmuştu. Konuyu takip eden herkes gibi ben de, en nihayet ünlü ihtiyati ilkenin uygulanacağı (tehlikeli sonuçları olmadığı doğrulanana kadar bir maddenin kullanımının yasaklanmasını öngören bir ilkedir) umudunu beslerken, yine alıştığımız üzere bir hayal kırıklığı yaşadık.

    Zira, pilot olarak tanımlanan bu çalışma, pestisit karışımlarının küçük çocuklar veya ciddi sağlık sorunları olan bireyler gibi en savunmasız gruplar da dahil olmak üzere, insan sağlığı üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını göstermekte: bu görüş, söz konusu kokteyllerin sinir sistemi üzerindeki akut toksik etkilerinin ve tiroid bezinin işleyişi üzerindeki kronik toksik etkilerinin değerlendirilmesi sonucu ileri sürülmektedir.

    Ben bir doktor değilim, ancak sinir sistemi üzerinde akut toksik etkisini aradığımız maddelerin, özellikle bebekler veya fetüsler değerlendirildiği takdirde, normal koşullarda çok düşük dozlarda alındığı düşünülürse, kabul edilen görüşün son derece anlamsız olduğunu gözlemleyebilirim.

    Bu konuda çok sayıda araştırma yaptım ve açıkçası, benimsenen yöntemin, yani tamamen varsayımsal yaklaşımın (diğer bir deyişle, in vivo yerine in silico denilen bilgisayar destekli modellere dayanan sayesinde olasılıkçı) riskin son derece büyük olduğu göz önüne alındığında oldukça yetersiz olduğunu düşünüyorum10.

    Tabii ki, hayvan deneylerinin yapılmadığına seviniyorum, ancak zulümsüz yöntemlerle (cruelty-free) de olsa daha güvenilir ve somut bir çalışma yapılmış olmasını beklerdim. Yukarıda bahsedilen değerlendirmeler, hassas olduğu kadar keşfedilmemiş bir konu hakkında bize herhangi bir güvence sunamamakta, aslında “keşfedilemez” demek belki daha doğru: bugün piyasada tarım ilacı olarak ruhsatlandırılmış 500’den fazla aktif bileşen var11 ; bunların birbirleriyle farklı konsantrasyonlardaki kombinasyonlarının tümünün test edilmesi gerektiği düşünülürse neden “keşfedilemez” dediğimi anlayacaksınız, her ne kadar çok mühim olsa da.

    Rotayı değiştirme zamanı!

    Daha spesifik ve tüketici dostu yönetmeliklerin yanı sıra, üreticilere mali ve aynı zamanda eğitici somut desteklere ihtiyaç var: ekolojik ve sürdürülebilir bir tarım için, yasa çıkarmak yetmiyor; insan sağlığına ve çevreye zararlı olan bitki koruma kimyasalları yerine kullanılması gereken önlemler ve yöntemlerin tüm tabana ulaştırılması ve gerekli teknik bilgi desteği yapılması şart.

    Küresel pestisit kullanımının, 1996’dan 2016’ya kadar olan 20 yıllık süreçte %46′lık bir artış12 yapmasına izin vermiş olan hükümetler, elbette bu miktarı yarıya indirmenin de bir yolunu bulmalılar; tabi mümkünse sadece kağıt üzerinde “yeşil” olan ve devlet yardımlarını entansif (konvansiyonel) tarım yapanlara dağıtmayı öngören projeler icat etmeden.

    Tabii ki EFSA’nın 2030 yılına kadar gıda üretim sektörünü iyileştirmek için geliştirdiği “New Green Deal – Yeni Yeşil Anlaşmadan” bahsediyorum. Bu konu maalesef ülkemizi ilgilendirmiyor ancak bilgi amaçlı okumanızı tavsiye edebilirim.

    Belirlenen 4 hedef / kilit nokta şöyle13:

    – enerji ve sera gazı emisyonları açısından daha sürdürülebilir tarım;

    organik tarım için kullanılan alanda %25 artış;

    kullanılan bitki koruma ürünlerinin (tarım ilaçları) miktarının yarıya indirilmesi ve gübre kullanımının %20 azaltılması;

    – son olarak, hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği için antibiyotik tüketiminin yarı yarıya azaltılması (daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız mini kitabı okuyabilirsiniz).

    Ancak, geçen Ekim ayında, Avrupa Konseyi ve Parlamentosu oyunun kurallarını değiştirerek, olumlu bir değişiklik hayal eden herkesi büyük bir hayal kırıklığına uğrattı; Legambiente‘nin Başkanı Stefano Ciafani’nin belirttiği gibi, “Emisyonları ve zararlı etkileri azaltarak, tarım ve gıda sisteminde köklü bir değişiklik gerçekleştirmeyi amaçlayan iddialı bir CAP (Ortak Tarım Politikası) bekliyorduk. Ancak maalesef, her yıl dağıtılan yaklaşık 60 milyar AB sübvansiyonu, bu yıl da çoğunlukla entansif tarım modellerini finanse etmek için ayrıldı”.
     

    Gıdalarda tarım ilacı kalıntısı riskini nasıl azaltabiliriz?

    Maalesef önümüzdeki resim bu; sofralarımıza zehir dolu gıdalar getirmediğimizden emin olmak için 2030′u bekleyemeyeceğimizden elimizdeki seçenekleri iyi değerlendirmeliyiz.

    2019 Mintel Global Yeni Ürünler Veritabanına göre, son 10 yılda Avrupa’da piyasaya sunulan toplam yeni organik gıda ürünleri sayısı %9’dan %17’ye yükseldi14. Sağlık, dengeli ve etik beslenme konusunda artış gösteren farkındalıkla orantılı olarak; tabii ki Avrupa ülkelerinin refah seviyesinin de bu gelişmede büyük payı olduğu yadsınamaz.

    Diğer yandan, bütçe sorunu her zaman olduğu gibi seçimlerimizi olumsuz etkiliyor: daha ucuz olsalar, çoğunluğu insan sağlığına veya çevreye zarar vermeyen organik etiketli ürünleri kim almaz ki?

    Amerika Birleşik Devletleri’nde birkaç yıldır, kar amacı gütmeyen Çevresel Çalışma Grubu (EWG – Environmental Working Group) adı altındaki bir grup bağımsız aktivist, her yıl iki gıda listesi hazırlıyor: “Temiz 15 – Clean 15” ve “Kirli Düzine – Dirty Dozenve bu şekilde konvansiyonel tarımdan satın alınması sorun yaratmayacak ve sadece organik tarımdan satın alınması tavsiye edilen gıda ürünleri sıralanıyor15.

    Temiz 15 listesinde (en temizden en kirliye) yandaki ürünler sıralanıyor: avokado, tatlı mısır, ananas, soğan, papaya, dondurulmuş tatlı bezelye, patlıcan, kuşkonmaz, karnabahar, kavun, brokoli, mantar, lahana, yeşil kavun, kivi.

    Bunun yerine kirli düzine içinde (en kirliden en temize): çilek, ıspanak, lahana, nektarin, elma, üzüm, şeftali, kiraz, armut, domates, kereviz, patates (on üçüncü sırada kırmızı biber eklenmiş).

    Bazı bilim insanları söz konusu listelerin oluşturulmasında, toksiketkili olarak tanımlanmış bu gıdaların belirlenme metodolojisine karşı çıkmakta: varsayım üzerine dayalı yöntemler kullandıkları için (!). Diğer bazıları ise, haklı olarak organik gıdalardaki pestisit kalıntıları için neden aynı analizin yapılmadığını soruyor. “Haklıolarak dememin amacı, organik tarımın, sıfır pestisit anlamına gelmeyişi; tam tersine, sentez ürünü olmasalar da organik tarımda (özellikle entansif organik tarım modellerinde) fazlasıyla tarım ilacı kullanılmakta (konvansiyonel tarım ortalama 3.2 farklı pestisit kullanırken, bu rakam organik tarımda 0.8).

    ABD listesinden sonra isterseniz AB’deki gıda ürünlerinin tarım ilacı kalıntısı durumuna da göz atalım, EFSA8 tarafından yapılan tahliller sonucu hazırlanan rapora göre, hangi işlenmemiş gıda ürünlerinin en yüksek sıklıkta (% 65’in üzerinde) çoklu kalıntı içerdiğini görelim: kuş üzümü, frenk üzümü ve yaban mersini (tüm grubun %75,6‘sı), acı biber (%70,2), limon (%68,1), sofralık üzüm (%68,1), çilek (%67,7), greyfurt (%67,4), roka (%65,8) ve kiraz (%65,1) . Kereviz, kuzu marul / mısır salataları, misket limonu, maydanoz, armut, mandalina, şeftali, fesleğen ve yenilebilir çiçekler, şaraplık üzümler, uzun fasulye, ahududu (kırmızı ve sarı), portakal, çarkıfelek / marakuja ve muza ilişkin birden fazla analiz edilen numunelerin %50′sinden fazlasında, yasalar çerçevesinde izin verilen sınırın altında da olsa kalıntı bulunmuştur. En yüksek çoklu kalıntı sıklığı (% 40’ın üzerinde), işlenmiş kurutulmuş şerbetçiotu (%76), Hint fasulyesi (%63), greyfurt (%59), kurt üzümü (%55), asma yaprağı ve benzeri türlerde (%53), haşhaş tohumları (% 50), sofralık üzümler (% 44) ve çaylar (% 41) üzerinde tespit edilmiştir. Şarap üzümleri, kestane, kahve çekirdekleri, dağ muzu, soya fasulyesi, ceviz için MRL aşımı rapor edilmemiştir. Ancak en yüksek MRL aşım oranları (% 15’ten fazla) su teresi, kişniş yaprağı, asma yaprağı, acı biber, meyveler ve kabuklu ağaç yemişleri, fesleğen ve yenilebilir çiçekler, yaban turpu, çarkıfelek meyvesi, nar, uzun çin fasulyesi, kabuklu bezelye, manyok kökü, çaylar, pithaya ve pirinç için tespit edilmiştir.
    Türkiye’den konuşmak istersek 2019 yılında Greenpeace ve Bülent Şık tarafından hazırlanan Soframızdaki Tehlike16 adlı raporu değerlendirmekte fayda var. Türk mutfağının demirbaşlarından domates, salatalık ve biberden oluşan 90 numunelik bir grubun 14’ünün (%15,6) yasal mevzuata aykırı pestisit kalıntısı içerdiği ve 90 örneğin yarısında (yüzde 52) hormonal sistem üzerinde etkili bir ya da birden fazla sayıda pestisit kalıntısı bulunduğu tespit edilmiştir.

    Gıdalardaki pestisit tarım ilacı kalıntısı yoğunluğunu azaltmak için yapabileceğimiz herhangi bir şey var mı?

    Sebze meyveyi, akan su altında yıkamak tek başına pestisit tarım ilacı kalıntısı giderilmesinde %75-80 oranında etkili olmaktadır.

    İtalyan CSE – Bilim ve Çevre Merkezi, taze gıda yüzeylerindeki pestisit kalıntılarının büyük miktarının giderilmesi için hafif tuzlu su kullanılmasını önerir. Hindistan, Yeni Delhi’deki Bilim ve Çevre Merkezi tarafından da tam olarak aynı şey öneriliyor: meyve ve sebzeleri %2’lik tuzlu su çözeltisinde yıkamak, kabuklarında bulunan pestisit tarım ilacı kalıntılarının çoğunu giderecektir.

    Diğer bir püf noktası ise oda sıcaklığında yıkama suyu kullanmaktır; aynı menşeli sebzeleri farklı sıcaklıklarda yıkayarak yapılan bir araştırmada 5 ve 10 dereceye göre, en iyi sonuçların 22 derecedeki su ile elde edildiği; sıcaklık ne kadar yüksekse, pestisit tarım ilacı kalıntısından kurtulmanın da o kadar kolay olacağı görüşü kabul edilmektedir.

    Şimdiye kadar söylenen her şeyden sonra, organik ürünler satın alıyorsunuz diye meyve sebzenizi yıkamaktan kurtulduğunuzu zannetmeyeceğinizden eminim: kullanılan pestisitler kimyasal sentez ürünü olmasalar da doğal olarak zehirli oldukları kuşku götürmez bir gerçek.

    Ayrıca, “kabuğu soymanında içinizi rahatlatmasını istemem; unutmayın gıdalardaki pestisit kalıntıları üzerine yapılan araştırmalar, normalde kabuksuz yenen bir ürün ise, kabuğu soyulduktan sonra tetkike alınır.

    Genel olarak sirke veya karbonat kullanımının önerilmediğini de belirtmeliyim, zira kalıntısı bulunan etken maddenin ne olduğunu tüketici olarak, çoğu zaman bilemeyeceğimizden sirkenin (asit ortam) mi yoksa karbonatın (bazik ortam) mı etkili olabileceğini kestiremeyiz. Ancak Massachusetts Üniversitesi’nden uzmanlar, elmaları yaklaşık on beş dakika su ve bikarbonat karışımına batırarak pestisit kalıntılarını % 80-96 oranında ortadan kaldırmanın mümkün olduğunu gösterdiler: 15 dakikalık suda bekletme küçük bir organizasyon gerektirse de, elmaların da pestisit kalıntısı içerme potansiyelleri ve elma kabuğunun oldukça faydalı olduğu göz önüne alınırsa kesinlikle atlanmamalıdır diyebilirim.

    Çok yapraklı sebzeleri yıkarken, yıkama işlemine başlamadan önce pestisitlere en çok maruz kalanların dış yaprakların ayrılması önerilir.

    Yapraklı sebzeler akan su altında teker teker yıkanmalıdır.

    Bunun yerine, kavun, karpuz gibi meyvelerin (sert kabuklularsa) veya havuç, patates vb. gibi kök sebzelerin kabuklarının bir el fırçası ile fırçalanması son derece faydalı olacaktır.

    Ama belki de en yararlı tavsiye, yalnızca mevsimindeki meyve sebzenin satın alınması konusunda olandır: Yukarıda sözü edilen araştırmada16, domates, salatalık ve biber örneklerinde bulunan pestisit kalıntılarının miktarı ağustos ayında toplam 56 iken, Ekim ayında neredeyse iki katına çıkarken (96) ve Kasım ayında ise üçe katlandı (139). Hangi meyve sebzenin hangi mevsimde yenilebileceğini öğrenmek için “Mevsim Meyveleri ve Sebzeleri: Mevsiminde Yemenin Önemi” yazısını okuyabilirsiniz.

    Hepimize iyi devrimler

     

    Kaynakça
    1) J. Popp, K. Pető, J. Nagy Pesticide productivity and food security. A review Agronomy for Sustainable Development, 33 (1) (2013), pp. 243-255
    2) Mohamed A. Hassaan, Ahmed El Nemr, Pesticides pollution: Classifications, human health impact, extraction and treatment techniques, The Egyptian Journal of Aquatic Research, Volume 46, Issue 3,
    2020, Pp 207-220, ISSN 1687-4285
    3) Ministero della Salute İtalya Sağlık Bakanlığı Portalı takiben verilen bağlantıdan görülebilir http://www.salute.gov.it/imgs/C_17_pubblicazioni_1981_allegato.pdf
    4) Ma K, Wu HY, Zhang B, He X, Li BX. Neurotoxicity effects of atrazine-induced SH-SY5Y human dopaminergic neuroblastoma cells via microglial activation. Mol Biosyst (2015) 11:2915–24.10.1039/c5mb00432b
    5) Li Q, Kawada The mechanism of organophosphorus pesticide-induced inhibition of cytolytic activity of killer cells. T. Cell Mol Immunol. 2006 Jun;3(3):171-8.
    6) Hoshi N, Hirano T, Omotehara T, Tokumoto J, Umemura Y, Mantani Y. Insight into the mechanism of reproductive dysfunction caused by neonicotinoid pesticides. Biol Pharm Bull (2014) 37:1439–43.10.1248/bpb.b14-00359
    7) Colosio C, Alegakis AK, Tsatsakis AM. Emerging health issues from chronic pesticide exposure: innovative methodologies and effects on molecular cell and tissue level. Toxicology (2013) 307:1–2.10.1016/j.tox.2013.04.006
    8) Paula Medina‐Pastor, Giuseppe Triacchini The 2018 European Union report on pesticide residues in food European Food Safety Authority (EFSA) First published: 02 April 2020 https://doi.org/10.2903/j.efsa.2020.6057
    9) Dossier Stop Pesticidi di Legambiente, takiben verilen bağlantıdan görülebilir www.legambiente.it
    10) Maggi, F., Tang, F.H.M., la Cecilia, D. et al. PEST-CHEMGRIDS, global gridded maps of the top 20 crop-specific pesticide application rates from 2015 to 2025. Sci Data 6, 170 (2019). https://doi.org/10.1038/s41597-019-0169-4
    11) Peter S Craig et. al Cumulative dietary risk characterisation of pesticides that have chronic effects on the thyroid. European Food Safety Authority (EFSA) 29 April 2020 https://doi.org/10.2903/j.efsa.2020.6088
    12) FAO: FAOSTAT Online Database (http://faostat.fao.org/.2019)
    13) https://ec.europa.eu/info/strategy/priorities-2019-2024/european-green-deal_it
    14) Mintel Database del 2019 takiben verilen bağlantıdan görülebilir https://www.mintel.com/global-new-products-database
    15) 2020 yılı için hazırlanmış iki liste EWG’nin resmi sitesi üzerinden okunabilir https://www.ewg.org/foodnews/dirty-dozen.php
    16) Soframızdaki Tehlike – 2020 Greenpeace Türkiye takiben verilen bağlantıdan görülebilir https://www.greenpeace.org/static/planet4-turkey-stateless/2020/01/a314cc16-soframizdaki-tehlike-pestisit-greenpeace-rapor.pdf

     

    İlginizi çekebilir:

    Summary
    Gıdalardaki pestisit - tarım ilacı kalıntısı sorunu: bu riski nasıl azaltabiliriz?
    Article Name
    Gıdalardaki pestisit - tarım ilacı kalıntısı sorunu: bu riski nasıl azaltabiliriz?
    Description
    Gıdalardaki çoklu tarım ilacı kalıntısı en büyük sorundur (organik gıdalarda bile): hangi gıdalar en riskli ve riski nasıl azaltabiliriz
    Author
    Publisher Name
    CHE Food Revolution
    Publisher Logo