DOMATES ve ÜRETİMİ: Sağlıklı ve etik seçim yapmak mümkün

Domatesin Akdeniz mutfağındaki yeri
Tüm yıl boyunca sofraların prensi olan domatesi, yaz ve sonbahar aylarında taze, kış ve ilkbahar aylarında ise salça, püre, kurutulmuş ve hatta dondurulmuş olarak kullanırız. Üretimi, seraları saymazsak, 3 ayrı hasat evresinden oluşur: erken, orta ve geç çeşitler, böylece yılın büyük bölümünde domates açlığımızı kesmeye izin verirler. Domatesin sofralarda böyle uzun bir süre bulunuyor olması, gerçek bir nimettir. Çünkü hem taze hem de konservesi, lezzetli olmanın yanı sıra, içine eklendiği yemekleri karakterize ederek bir Akdeniz dokunuşu yaratır.
Domatesin sağlığa faydaları
Domatesin avantajları sadece damakta bitmiyor; tam tersine sağlık yönünden değerlendirildiğinde pek çok olumlu özelliği sayesinde onunla “fonksiyonel gıdalar” sıralamasında da karşılaşırız.
Hiç yağ içermeyen, karbonhidrat oranı son derece sınırlı olan domates bol diyet lifi, pek çok mineral ve önemli derecede antioksidan madde içerir.
Domatesin mutfakta kullanımı
Ayrıca domates, en sevilen pek çok çorba, makarna ve pizza tarifinde başrol oyunculuğunu üstlenmesinin yanı sıra figüran olarak da pek çok yemeğin içinde başı dik bir şekilde bulunmaktan geri kalmaz. Pirinçli ve etli karışımlara başarıyla ev sahipliği yaparken, domates sıcak yaz gecelerinde aperitif olarak Gazpacho veya Bloody Mary olarak yudumlanılmasına da hiç ses çıkarmaz.
Olgunlaşmış peynirlere eşlik etmek için kullanılan domates reçelini saymazsak, domatesin tatlısı ile henüz karşılaşmadım; ancak “gastronomik garipliklerin annesi hep hamile olduğundan” kimbilir belki vardır da, ben bilmiyorumdur.
Dolayısıyla domatesi, her halkı, her öğünü, genci yaşlısı herkesi mutlu eden tam bir ‘dünya vatandaşı’ olarak tanımlamak hiç de abartılı olmaz.
Domates üretimindeki etik sorunlar
Ancak her güzel hikayenin kötü yanları olabildiği gibi, domatesin de karanlık yönleri vardır; ancak kabahat onda değil, insanoğlunun gözü doymak bilmeyen doğasındadır: sömürülen mevsimlik işçilerin durumundan söz ediyorum. Bu çok kapsamlı ve hazin hikaye de, aynı domates gibi pek çok üretici ülkenin hala son derece güncel olan bir ayıbıdır.
İtalya’da yılda kişi başına 30 kg domates tüketimi gerçekleşirken ülkemizde bu rakam yaklaşık 120 kg civarındadır. İtalya ülkemize kıyasla bu denli düşük bir tüketim sürdürürken, üretim kapasitesi son derece ilgi çekicidir; zira domates soslu makarnası ile meşhur bu ülke, dünyanın en büyük üreticileri arasında yedinci sırada yer almakta olup, üstelik Avrupa bazında değerlendirildiğinde, bölgenin en büyük tarım üreticisi konumunda olan İspanya’yı bile geride bırakarak birincilik pozisyonunda oturduğu görülmektedir. Dünya domates üreticileri sıralamasında ülkemiz dördüncü sırada gelmektedir. Üretimi için tohum, toprak, su ve güneşin yanı sıra işgücü de gereklidir. İşte bu noktada tüketiciler olarak ağırlığımızı koymaya gayret etmeyi görev edinmeliyiz. Büyük üreticiler, sıralamadaki yerlerini kaybetmek istemeyen politikacıları ve karar-vericilere baskı yaparak, eski köye yeni adet getirmenin yanlış olacağı mesajını verirler: gündelik yevmiyenin insancıl rakamlara ulaşması durumunda, rekabet kapasitesinin düşeceği, bunun sonucu olarak da, Çin’in sadece dış pazarı değil, iç pazarı da ele geçirmesinin sadece bir zaman meselesi olduğunu söylemek, uluslararası çerçevede, genel olarak kullanılan ‘bahanelerin’ başında gelmektedir. Bu nedenle de mevsimlik işçilerin dramı, özellikle de mültecilerse, her hükümet döneminde içler acısıdır.
Etik domatesleri nereden bulabiliriz
Eğer köleliğin miyadı dolmuş olmalı diye düşünüyorsak, alışverişlerimizde bilinçli olmaya özen göstermeliyiz.
Bu kapsamda, sıklıkla hatırlattığım üzere, sadece rengi ve şekli domatese benziyor diye Şubat ayında domates almak yerine en azından Mayıs veya Haziran‘ı beklemeliyiz.
Yukarıda üzerine basmaya çalıştığım şekilde, bir yiyeceğin ‘güzelliği’ onun sadece lezzetli veya yüksek besin değerlerine sahip oluşu ile ölçülmez; öyle durumlar vardır ki içerdiği pestisit kalıntıları konsantrasyonu ve üretimi için toprağın ne kadar kötü kullanıldığı da önemsiz kalabilir: işte tarım sektöründeki kaçak mülteci ve mevsimlik işçi sömürüsünün yarattığı utanç, aynen pestisitler gibi zararlıdır.
Domates satın alırken, üretimi insan sömürüsü ve yasal olmayan işgücüne dayanmayanlara öncelik vermeye dikkat edilmelidir; ama nasıl?
Yemeklerin olmazsa olmazı domatesin tarladan çıkıp sofralarımıza gelmesini mümkün kılan tarım işçilerinin haklarının korunduğundan emin olmanın en kolay yolu, domatesimizi küçük ve/veya yerel üreticilerden tedarik etmekten geçer.
Yerel üreticiler ve satın alım grupları
Ancak çoğu kez, özellikle de büyük şehirlerde yaşıyorsak üreticiye ulaşmak çok kolay olmadığından, topluluk destekli tarım organizasyonları tarafından yürütülen satın alım gruplarına yönelmek çok yerinde bir yaklaşım olacaktır; bu şekilde uygun fiyat, yüksek kalite ve üretim etiği ilkelerinin tümünün karşılanmış olacağından emin bir şekilde domatesinizi tüketebilirsiniz.
Ancak bazı durumlarda süpermarket kaçınılmaz olur: işte böyle durumlarda etiket üzerinde yer verilecek, üretim zincirindeki tarım işçilerinin haklarının korunduğunu gösteren bir ibare tüketiciyi gönül rahatlığıyla o veya bu ürünü tercih etmeye izin verebilir. Böyle bir proje hala hayata geçmediğinden biz tüketiciler olarak, sorularımız ve isteklerimizle köleliğe dayalı çalışma koşullarının sonlandırılmasına yönelik adımlar atılmasını talep edebiliriz. Organik ürün üreticilerinin yaptığı gibi, etiketler üzerinde yer verilecek logolar ile hangi markanın insan sömürüsü yapıp hangisinin yapmadığı kolaylıkla anlaşılabilir. Kapitalist sistemlerde oyunu kuran para olduğuna ve tüketici olarak adlandırıldığımıza göre bunun avantajlarından yararlanmak vazifemiz olmalı. Zira bu soruları sormamakla ve bu konularla ilgilenmemekle bu tip kirli organizasyonların suç ortağı haline geldiğimizi unutmamalıyız.
Etik markalar ve sertifikalar
İyi niyet ve özveri ile bazı küçük değişiklikler elde edilebiliyor: geçen yıl Güney İtalya’da uygulamaya konulan bir sistemden söz etmek istiyorum. IAMME adındaki kalite ve etik (aynı zamanda organik) ürün sertifikası ile süpermarketlerden dahi alışveriş yapan tüketiciler artık aldıkları ürünü üreten işçilerin çalışma koşulları ile ilgili bilgi sahibi olabiliyorlar. Böyle bir etiketlendirme projesinin benimsenmesiyle, tüketici satın aldığı ürünün nasıl üretildiği hakkında bilgi sahibi olma şansına erişebilir.
Henüz sadece belli bir bölgede geçerli olan ve “Domates Devrimi” olarak adlandırılan bu güzel proje, politikacıların katılım sağlamaları halinde tüm ülkeye yayılabilecek. Bizim işçilerimizin de aynı koşullarda çalışmaya hakkı yok mu sizce?
Etik domateslerin tadı başka oluyor, lütfen tercihinizi bu yönde kullanın.
Hepinize iyi devrimler dilerim.
POTREBBE INTERESSARTI ANCHE:
Gıdalardaki pestisit – tarım ilacı kalıntısı sorunu: bu risk nasıl azaltılır?
Gıdalardaki çoklu tarım ilacı kalıntısı en büyük sorundur (organik gıdalarda bile): hangi gıdalar en riskli ve riski nasıl azaltabiliriz
Mevsim Meyveleri ve Sebzeleri: Mevsiminde Yemenin Önemi
Mevsim meyveleri ve sebzelerini tanımak sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenmenin temelinndedir: bu detaylı tablo ile yanlış seçimlere son
Summary

Article Name
KIRMIZI ALTIN: DOMATES DEVRİMİ hakkında ne biliyorsunuz?
DescriptionDomates, sağlık profili bakımından en fonksiyonel gıdalardandır, ama etik bir tercih için üretiminin sahne arkasında olanlar hakkında bilgi sahibi olmalıyız
Author
Başak Bartu
Publisher Name
CHE Food Revolution
Publisher Logo




