Avokado hakkında her şey: “yeşil altın” üzerine tüm önemli bilgiler

Avokado Hakkında Her şey: Giriş
Avokado belki hala çoğumuz için gizemini korumaya devam etse de, ben dahil bazılarımızın haftalık alışveriş listesinde yerini çoktan almış durumda. Avokadoyu hiç yememiş birine tadını tarif etmem gerekirse, olduğu gibi yenildiğinde tatsız tuzsuz dersem yalan olmaz. Ama bir tutam tuz ve birkaç damla limon eşliğinde yendiğinde çok lezzetli bir garnitür haline gelir, diye de eklemeden edemem. Öyleyse bir düşünün; biraz daha özenle, avokado ile daha ne enfes lezzetler hazırlanabilir?
Avokado hakkında her şey başlıklı bu yazıda lezzetinin yanı sıra onun diğer tüm artı ve eksilerini ele aldım, gelin öncelikle yeşil altının içeriğine bir göz atalım.
Avokado hakkında her şey: besin değerleri ve faydaları
Avokadonun besin değerleri
Orta boylardaki bir meyvenin ağırlığı 200-300 gram arasındaki iken, çok daha büyük meyveler de yetişir. Bu küçük cephaneliğin sadece 100 gramında aşağıdakiler bulunur:
- Kalori 165 kcal
- Toplam Yağ İçeriği 15 gram
– Doymuş yağ asidi içeriği 2,1g
– Çoklu doymamış yağ asidi içeriği 1,8g
– Tekli doymamış yağ asidi içeriği 10g - Toplam Karbonhidrat İçeriği 9 gram
– Besin lifi 7g
– Şeker 0.7g - Protein İçeriği 2.1 gram
Avokado hakkında her şey: Avokadonun sağlığa faydaları
Avokado tutkusu, hem mutfaktaki çeşitli kullanım olanakları hem de oldukça sağlıklı tabir edilebilecek özellikleri sayesinde doğmuştur. Paradoks olarak göze çarpan ilk şey tabi ki, nasıl bu kadar yağlı bir besinin, bu kadar sağlıklı olarak tanıtılması olacaktır (100 gram meyvenin 15 gramı yağdan oluşur). Çok basit, yağ içeriği “iyi yağlar” olarak gösterilen gruba dahil olup, dolaşım sisteminin sağlıklı olması ve iltihapların azaltılmasında çok faydalı olan Omega 3 grubuna dahil, yüksek miktarda yağ asidi içerir. Biyolojik değeri son derece yüksek olan karotenoid, tokoferol ve beta-sito sterol gibi maddelerin yanı sıra üst seviyelerde E, C, B9 ve K1 vitaminleri ile çinko, selenyum ve potasyum gibi önemli mineraller de içerir. Tüm bu bileşenler bağışıklık sistemimizin güçlenmesine yardımcı olurken, kalp ve damar hastalıkları, kısırlık, katarakt ve diğer göz sorunları ve daha pek çok rahatsızlık ile mücadelede son derece etkililer. Ama bu buzdağının sadece görünen ucu: avokado ayrıca, beta-karotenler ve çok güçlü bir toksin temizleyici ve bağışıklık sistemi güçlendirici olan glutatyon açısından da oldukça zengin. Bu madde, üstüne üstlük, iştahı azaltmada da mucizevi etkilere sahiptir.
Avokado hakkında her şey: Zararları ve Tüketimi
Avokadonun zararları
Bu son bilgiler ışığında kilolarca avokado yemeyi düşünmekte haklısınız. Zaten internette, “şişmanlatmayan yağ deposu” şeklindeki tasvirlere rastlamış olmanız son derece mümkün. Ancak siz siz olun, her gün bir avokado yemelisiniz diyenlere mesafeli yaklaşın. Bu önerim, iki ana sebebe dayanmakta:
- birincisi, her gün avokado yemek hiç de etik bir davranış değil: en büyük avokado üreticilerinden olan Meksika ve diğer Orta Amerika ülkeleri halklarının ana gıda kaynaklarından biri olan avokado, son yıllarda ulaştığı rekor seviyelerdeki ihracatı sayesinde, ulusal besin olmaktan çıkıp, altın yumurtlayan tavuk olarak görülmekte. Bu kurak ülkelerin belli başlı su rezervleri bu amaçla, insanların kullanımından ziyade, avokado çiftliklerine yönlendirildiğinden, söz konusu durum zaten çetin olan yaşam standartlarının çok daha kötüleşmesine yol açmakta (tek bir avokado meyvesinin yetişmesi için 300 lt suya ihtiyaç var).
- İkincisi, sağlığımızla ilgili: eğer aktif spor yapmıyorsanız veya çok düşük karbonhidrat alımına dayalı diyetlerden (toplam günlük enerjinin maks %20’sinin karbonhidratlardan alınmasına izin veren paleo, ketojenik, atkinson vb) birini yapmıyorsanız, vücudunuza giren “iyi veya kötü” tüm ekstra yağın, er ya da geç derinizin altında toplanması kaçınılmaz olacak. Fazla kilolar estetiğin dışında sağlığımızı her yönden tehdit ediyorlar, her ne kadar avokadodan geliyor olsalar bile.
- Üçüncü bir neden olarak fiyatını gösterebilirim; son derece faydalı, son derece lezzetli, tatlı veya tuzlu pek çok tarifte kullanılabilen bu meyvenin yüksek kalorili olmasının yanındaki diğer bir dezavantajı da fiyatı: tanesi yaklaşık 6 (pazar fiyatı) -15 (süpermarket fiyatı) lira (2020 fiyatları ile). Fiyatlardaki bu farklılık menşeinden, olgunlaşma derecesinden, organik olup olmadığından etkilenmekte olup, genel olarak her bütçe ile uyumlu olmadığı açıkça ortadadır.
Ne kadar avokado yemeli ve beslenmemize nasıl dahil etmeli?
Bu esaslara dayanarak avokado tüketiminizi haftada bir-iki kez ile sınırlamanız, bunu yaparken de porsiyon başına yarım avokadodan fazlasını yememek en iyisi. Ancak bu koşullarda da, eğer kilo almamak için gayret gösterenlerdenseniz, dikkati elden bırakmayın: porsiyonunuza, yağlı, işlenmiş ve rafine tahıllar içeren ağır yiyeceklerle eşlik etmektense, onu tercihen sebze, salata türü öğünlerde veya yağsız etler veya tam tahıllarla yapılmış kaliteli karbonhidratlarla beraber tüketmeye özen gösterin. ‘Yeşil altını’ tatlı tariflerinde de kullanmak mümkün, ancak bilin ki diyetisyeniniz bunun için sizi alkışlamayacak. Aslına bakarsanız, avokadoyu çiğ olarak tüketmek daha mantıklı, çünkü içeriğindeki yüksek biyolojik değere sahip bileşenler ısı etkisi altında bozulabiliyor, bu durumda da geriye kalan sadece yüksek yağ içeriği olacak. Ayrıca, mucizevi faydalarından, kilo almadan yararlanabilmek için, onu diğer yağların yerine kullanın; yani eğer avokadolu bir salata yemek istiyorsanız, salatanıza fazladan yağ eklemeyin. Aynı şekilde avokado kullanarak yapacağınız bir makarna için, yağ kullanımınızı minimuma indirin.
Avokado nasıl seçilir ve avokado alırken nasıl tasarruf edilir
Avokado nasıl seçilir?
Avokadoyla tanışmış olanların ister istemez farkına vardıkları üzere, satılan her avokado, yemeğe hazır olgunlukta olmayabiliyor. Olgun ama çürük olmayan avokadoyu seçebilmek de iyi bir miktar deneyim ve çantanızda bir renk paleti taşımayı gerektirebiliyor.
- Normalde, yüzeyine hafifçe bastırdığınızda parmağınızın içeri girdiğini hissederseniz, avokadonun yeterince olgun olduğu söylenebilir.
- Bunun dışında, kabuk üzerinde homojen olmayan koyu kahve renkli yumuşamış bölgelerin görülmesi ve hatta, sap kısmında ıslaklık ve beyaz küf kalıntıları bulunması halinde ise çürümeye yüz tutmuş bir avokado ile karşı karşıya olduğumuz açıktır.
- Sap kısmı aslında satıcının malları elletmek gibi bir niyeti olmadığı zamanlar, faydalı bir olgunluk derecesi göstergesi olarak kullanılabilir. Böylece elimizle değil gözümüzle seçerken: sapın rengi koyu kahve ise meyvenin çok fazla olgun, koyu yeşil ise ideal, açık yeşil veya sarımtırak olduğunda ise ham olduğunu gösterdiğini unutmayalım.
Avokado hakkında her şey: Avokado alırken nasıl tasarruf edilir?
Serbest piyasa sağolsun bazen fiyatlar promosyona girer. İşte o zaman avokadoyu nasıl saklayacağınızı bilmek hayati bir önem kazanır.
- Bazen indirim tabelası avokadoların üzerine de yerleştirilir. Ben böyle durumlarda açgözlülük edip, en az 7-8 taneyi birden alırım, tabi ki hepsini arka arkaya üç günde yiyip bitirmek amacıyla değil. Size avokado hakkında her şeyi söyleyeceğim demiştim; elbette kimseye her gün pasta, börek ve çikolata yemesini önermeyeceğim gibi, avokado için de bir istisna yapmayacağım. Haftada 2-3 kez, kesinlikle makul bir tüketim sıklığıdır, sıkın dişinizi biraz! Akşam yemekte sadece guacamole yemeyecekseniz, iki kişi için yarım avokado kullanarak yapılacak soslar veya garnitürler oldukça doyurucu olurlar. Tariflerinizde sadece avokado kullanmak yerine, onu kabak, salatalık, kereviz sapı diğer sebzelerle zenginleştirebilirseniz, ilginç lezzet kombinleri ile beraber önemli şekilde tasarruf yapabilirsiniz. İşte bu yüzden indirimden aldığım 7-8 büyük avokado, 6-8 hafta boyunca masalarımızı şenlendirir.
- “Organik” almak isteyen, ama bütçesi el vermeyenler için sevindirici bir haber: avokado bitkisi normal koşullar altında oldukça dayanıklı olup, ne özel ilgi, ne de parazit ve haşere istilalarına karşı ağır kimyasallar gerektirir. Avokado, boş yere 2018 yılında, Amerikalı Tüketici Koruma Derneğinin düzenlediği Clean 15 – Temiz 15 sıralamasının zirvesine girmemiş.
Avokado hakkında her şey: Avokadonun mevsimi ve çevresel ayak izi
Menşei Güney Amerika olan avokado uzun yıllardır diğer pek çok kıtada ve ülkemiz dahil pek çok Avrupa ülkesinde de başarıyla yetiştirilebiliyor. Dünyadaki çeşitleri yüzlerce olmasına rağmen, yerel üretim daha çok Hass, Pickerton, Bacon, Fuerte cinslerini ön plana çıkarmış durumda. Ancak ürettiğimiz avokado, tüketilen miktarı karşılama kapasitesinden çok uzakta kalıyor. Bu nedenle ithalatı yavaşlayacağına her yıl daha da artıyor. Benim size tavsiyem onu ülkemiz ve Avrupa kıtası için olan mevsiminde yemeniz. Bu, Ekim ayından Hazirana kadar olan oldukça uzun bir dönem (farklı cins avokadolar, farklı aylarda olgunlaşır). Bunun amacı, sadece Güney-Orta Amerikalı üreticilere karşı adil ve etik olmak için değil, okyanus aşırı taşımacılık sonucu atmosfere bırakılan CO2 gazlarının artmasına daha da katkıda bulunmamak için: sera gazları olarak adlandırılan bu gazlar, küresel sıcaklığın artması ile bağlantılı olarak iklim değişikliğine yol açarak, kuraklık kabusunun sorumlusu olarak görülüyorlar. Kuraklık, tarımı olumsuz olarak etkileyerek tüm ürünlerin rekoltesinde büyük kayıplara yol açan bir etken, dolayısıyla avokadonun hasat verimi de bundan olumsuz etkileniyor. İşte bu yüzden, eğer avokadoyu gerçekten seviyorsak, ona birkaç ay boyunca elveda diyebilmeli veya nasıl saklanması gerektiğini en iyi şekilde öğrenmeliyiz.
Avokado hakkında her şey: Avokadonun saklanması
Bazen marketlerde, en fazla ertesi gün tüketmeniz gereken oldukça olgun avokadolar ile karşılaşırız. Bu yumuşak meyveler, hiç vakit kaybetmeden yıkanmalı, kurutulmalı, ikiye kesilmeli, çekirdeği alınmalı ve içindeki meyve eti, bir kaşık yardımıyla kabuktan ayrılmalıdır. Elde edilen etli kısmı, hemen biraz limon suyu ile ovalayıp bir kap içine koyun: limon suyu, kesildiği andan itibaren havanın oksijenine maruz kalan meyvenin kararmasını önleyecektir. Bir el blenderi ile yarım avokadoları hemen püre haline getirin ve bunları derin dondurucunuzda saklamak üzere küçük kaplara pay edin. Ben bu amaçla küçük cam kavanozları kullanıyorum, ama yer problemi olanlar tekrar kullanılabilir silikon poşetleri de değerlendirebilirler.
Önemli olan, saklamak istediğiniz tüm meyveleri aynı yere koymamak. Tekli porsiyon olarak muhafaza edilmesi en iyisi olur, (mükemmel tekniğimi buradan uygulayabilirsiniz) zira çözdürüldükten sonra avokado 12-24 saatten fazla bekletilmeden, tüketilmeli. Aksi takdirde bütün emeklerinizin boşa gitmesi ve üstelik avokadosuz kalmak kaçınılmaz olur. Bu yöntemle avokado stoklarınız 4-6 ay kadar size eşlik edebilir. Benim kişisel rekorum, 4 ay dondurucuda beklemiş avokadoyu yemek oldu: tek kelimeyle enfesti. Söylediğim şekilde saklarsanız, guacamole gibi püre şeklinde yenilecek pişmiş veya çiğ tüm tarifler için harika sonuçlar elde edebileceksiniz. Ancak, avokadonun yarım veya dilim dilim olarak kullanılmasını öngören tarifler için, taze meyve tercih edilmeli. Bunun nedeni, donma aşaması esnasında hücre çeperlerinde gerçekleşen önlenemez tahripler sonucu, çözülme aşaması süre gelirken, hücreler içerdikleri suyu kaybedecek, bu da meyvenin damakta yumuşamış hissedilmesine ve estetik olmayan bir görüntü almasına yol açacaktır.
Tam tersine ‘taş gibi’ avokadolar arasından seçim yapmak zorundaysanız, onları yiyebilmek için hamlık derecesine göre 4 ila 10 gün gibi bir süre boyunca beklemeniz gerektiğini unutmayın. Ancak bu süreyi hızlandırmak da sizin elinizde:
klimakterik bir meyve olan avokado, olgunlaştıkça etilen salar ve ortamda ne kadar çok etilen varsa, o kadar çabuk olgunlaşır. Bu yüzden kısa sürede yemek istediklerinizi bir kese kağıdına koyun ve ağzını sıkıca kapattıktan sonra bunları oda sıcaklığındaki, kuru bir yerde beklemeye bırakın. Bu şekilde, meyvenin başlangıçtaki olgunluk derecesine, ortam havasının sıcaklık ve nemine bağlı olarak 2-5 gün içinde tüketmeye hazır avokadolarınız olacaktır.
Yetmez diyorsanız, aynı kese kağıdı içine bu sefer bir elma veya bir muz koyun: bu meyveler de klimakterik olduklarından ve daha büyük bir etilen salma kapasitesine sahip olduklarından, onları “katalizatör” olarak kullanabilirsiniz, bu da size en az 1 gün daha kazandıracaktır. Bu yazdıklarım ham avokadoları olgunlaştırmak için mevcut olan yegane yöntemlerdir.
İnternet üzerinde, 10 dakikada, fırına koyarak ham avokadoların olgunlaştırılabileceğini söyleyenler var: Mümkünü yok! Burada yapılan işlemin adı olgunlaştırma değil sadece pişirme olur. Bugün yiyemiyorsanız, bir gün daha bekleyin, yarın yiyin. Beklemek, yemeğin verdiği hazzı daha da artırır, lütfen bu sözümü kaale alın!
Saklama ile ilgili önerilerimin sonuncusunda, olgunlaşma işleminin nasıl yavaşlatılabileceğini ele alacağız. Bu durumda fazla olgunlaşmaya yüz tutan avokadoları kese kağıtlarından çıkarın ve bunları buzdolabınızın sebze gözüne koyun, hepsi bu. Tek önem verilecek konu bunları en fazla 5 gün içinde tüketmek. Eğer daha fazla süreye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, nereye başvurmanız gerek biliyorsunuz: derin dondurucu.
Bu yazıyla elde ettiğimiz mutlu sonuç, artık avokadoları uzun süre nasıl saklayabileceğimizi öğrendiğimizden, deniz aşırı ülkelerden ithal edilenleri almaya gerek kalmamasıdır.
Bu okuduklarınız size avokado gibi dört dörtlük bir meyveden, nasıl en ekonomik, en sağlıklı ve en etik şekilde faydalanabileceğinizi gösteriyor. Eğer yeşil altını nasıl kullanacağınıza karar veremiyorsanız: işte size orijinal guacamole tarifi.
Hepinize iyi devrimler dilerim
İlginizi çekebilir:
Romesco sos: İspanyolların enfes biberli, bademli füme sosu
Romesco sos, hayvansal ürünler içermeyen, her bütçeye uygun ve fonksiyonel besinler açısından zengin geleneksel bir tariftir
Avokadolu kinoa köftesi: glutensiz ve antioksidan zengini tarif
Besin öğeleri açısından eti aratmayan, çok lezzetli ve gösterişli avokadolu kinoa köftesi tarifi aynı zamanda çok kolay ve oldukça ekonomik
Summary

Article Name
YEŞİL ALTIN, AVOKADO HAKKINDA HER ŞEY
DescriptionAvokado hakkında bilmeniz gereken her şey: özellikleri, nasıl seçilir, nasıl yenir, artıları ve eksileri ve çok daha fazlası
Author
Başak Bartu
Publisher Name
CHE Food Revolution
Publisher Logo





Avakado ile ilgili sanirim bilinmeyen hiç bir şey kalmamistir. Ilgiyle okudum hepsini çok teşekkürler bu bilgilerin paylaşımı için.
Cok tesekkurler, begenmen beni cok memnun etti. Aklina gelen eksiklik varsa bekliyorum 🙂