Gıda Bilinci

Son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yenir mi? Evet, ama bu noktalara dikkat!

Son kullanma tarihi geçmiş yoğurdun hala iyi olup olmadığını kontrol etmek için ipuçlarını gösteren okların bulunduğu yoğurt paketi

Son kullanma tarihi geçmiş yoğurt hakkında

Yoğurdun Türkiye’nin karakteristik ürünlerinden biri olduğunu neredeyse tüm dünya bilir; aynı şekilde yoğurdun sağlık ve bağışıklık sistemi için son derece faydalı probiyotik özellikte fonksiyonel bir gıda olduğu da bilinmektedir (bilmeyenler için bu yazıyı derlemiştim). Ülkemizde 2019 yılında üretilen yoğurt miktarı 1.18 milyon ton olurken, kişi başı yoğurt tüketimi 31 kg civarındadır; üstelik bu rakamlara evde yapılmış yoğurtlar dahil değil. Bu miktar bizi dünyanın en çok yoğurt tüketilen ülkelerinden bir haline getirmekteyse de acaba ürettiğimiz yoğurdun acaba gerçekten ne kadarını tüketiyoruz? Maalesef elimizde somut veriler bulunmuyor. Ancak hiç kuşkusuz üretimi bu kadar çok olan bir ürünün israfı da aynı şekilde etkileyici seviyelerde olduğunu, en önemli arama motoru üzerinde son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yenir mi? sorusunun artışından anlıyoruz.

Evet, son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yenilebilir: sonuçta yoğurt, buzdolabının ve laboratuvarların icadından çok önce tüketilmekte olan bir besindi; ve asıl amacı, soykırıma yol açmadan sütü bozulmadan uzun süre koruyabilmekti.

MEYVE VE SEBZELERİN MEVSİMLERİNİ ÖĞRENMEK İÇİN

Peki yoğurt bozulur mu?

Evet elbette; ancak neredeyse hiçbir zaman ambalajın üzerindeki tarihle aynı gün değil.

Denemenizi tavsiye etmem ama son kullanma tarihinden 3-5 ay sonra yoğurt yediğini ve herhangi bir olumsuz etki yaşamadığını iddia edenler var!

Ama şimdi “Son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yenir mi?” sorusunun cevabını bulmak için bilimsel ve somut gerçeklere dönelim.
Paketin üzerinde görülen tarihin, yoğurdun bir zehire dönüştüğü veya sağlığa zararlı hale geldiği günü göstermediğini söyleyerek başlayalım: “Tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT)…” ifadesi, aslında gerçek son kullanma tarihi olan “Son Kullanma Tarihi” ifadesinden tamamen farklıdır.
Annem her zaman kelimelerin ne kadar önemli olduğunu vurgulardı, ancak ‘tavsiye edilen‘ kelimesinin rakamların (yani tarihin) etkisiyle sihirli bir şekilde ortadan kaybolması ve bu nedenle çoğu zaman çok fazla insan tarafından göz ardı edilmesi son derece üzücü bir gerçek.
Ülkemizdeki israf durumunu bilmediğimizi belirtmiştim, ama Avrupa’daki durum tüm netliğiyle ortada: 1,5 milyon ton yoğurt ve benzeri gıda ürünü (yoğurt, ayran, kefir vb) kısmen bu ifadenin yanlış anlaşılması nedeniyle boş yere çöpe atılmaktadır [1].
Yerel bir anket, Belçika’da nüfusun %75’inin iki terim arasındaki farkı bilmediğini ortaya koyuyor; Yunanistan’daki benzer bir ankette, yanıt verenlerin %56’sı söz konusu terim altında belirtilen tarihin aşılması halinde, yiyeceklerin artık yenmemesi gerektiğine inanıyor; görünüşe göre sadece Almanlar sınavı geçti: ankete katılanların %91′i bu tuzağımsı etiketler arasındaki farkı bildiklerini gösterdiler [2]. Yönetmeliklerce öngörülen TETT yani Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi bu nedenle hem gezegen, hem ekonomi ve hem de sürdürülebilirlik için çok masraflı olmakta. İsterdim ki tüm etiketler fotoğrafta görülen gibi bir piktogram içersin: “beni çöpe atmadan önce gözünle, burnunla ve damağınla test et”.

“Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ” terimiyle kastedilen, adından da anlaşılacağı üzere zorunluluk içermemekte ve ürünün güvenliğiyle değil de kalitesiyle ilgilidir; bir nevi yazılı garanti niteliği taşır ki bu bağlamda, söz konusu tarihe kadar satın alınan ürün besin değerini ve tabi ki tat, koku, renk, doku gibi organoleptik özelliklerini ‘mükemmel’ olarak korumuş olacaktır.
Bu garantinin ancak

  •  yoğurt ambalajında veya kapağında, herhangi bir kabarma veya çatlama gözlenmediği hallerde ve
  • üretimden satış sonrasına kadar mevcut tüm aşamalarda doğru şekilde depolandığı yani soğuk zincirde kesinti olmadığı takdirde geçerli olduğu anlaşılmalıdır.

Soğuk zincirin kesintiye uğramadığını nasıl anlarız?
Kolay, yukarıdaki yer verdiğim noktaların amacı tam olarak bu.

  • Bunu anlamak için yapılacak birinci yani görsel testte yoğurdun garip bir rengi olup olmadığını kontrol etmemiz gerekiyor: siyah veya yeşil noktalar; veya yüzeyde sarımsı veya pembemsi renklenme görmemeliyiz.
  • Olağandışı bir şey görmüyorsanız, ikinci teste geçin, yani koklayın: ağır bir kokusu varsa, boşverin ve bir dahaki sefere daha dikkatli olun ve yoğurdu zamanında tüketin. Ağır kokunun ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikriniz yok mu? İnanın burnunuz bunu çok iyi anlayacaktır: Yüzünüzü kırıştıracak kadar sevimsiz bir kokudan bahsediyorum!
  • Bu testi de geçtikten sonra tadım aşamasına geçiyoruz; burada da dilinize güvenin: daha yüksek bir asitlik yani ekşilik tespit etmek normal (yoğurt, asitliğini artıran canlı organizmalar içerir); ama acı veya tatlı (doğal yoğurttan bahsediyorum) ve/veya yoğurtla ilişkilendirilemeyen herhangi bir tat olmaması gerek.

“Eğer son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yiyebiliyorsak, neden bu etiketi doğrudan kaldırmıyorlar?”

İyi bir soru!

Ancak konu yoğurt olduğunda, dikkate alınması gereken bürokratik konular da var: örneğin, mevcut bakterinin kimliği ve miktarı.
Codex Alimentarius (Uluslararası Gıda Kodeksi)‘a [3] göre sütün pıhtılaşması ve fermantasyonu ile elde edilen bir ürünün ‘yoğurt’ olarak adlandırılabilmesi için mutlaka canlı ve sağlıklı laktik asit bakterileri (LAB) içermesi gerekir.
Üretim ülkesinden bağımsız olarak, yoğurt içindeki baskın Lactobacillus miktarı sıkı bir şekilde düzenlenmiştir: Codex’e göre, standart miktar gram başına 107‘den (10 milyon) az olmamalıdır; Avustralya için gram başına 106 (1 milyon) yeterlidir; ABD ve Avrupa’da gram başına en az 108 (100 milyon) canlı LAB gereklidir.

Tüm canlılar gibi bir gün Laktik asit bakterileri de ölür; bu nedenle, belirli bir ürüne ‘yoğurt’ demeye devam edebilmemiz için tüm bu teknik gereksinimlerin hakkında garanti sağlamak için söz konusu TET tarihi belirtilmektedir.
Bunu doğrulayacak şekilde, çeşitli bilimsel araştırmalar sonucunda, son kullanma tarihinden sonra baskın ve fonksiyonel bakterilerin bol miktarda ölmeye başladıkları görülmektedir [4, 5, 6, 7].
Yani varsayımsal son kullanma tarihinden sonra yoğurt yenmeyecek hale gelmez, muhtemelen biraz daha az işlevsel olur.

Aynı şekilde, bu muhtemelen terimi de rastgele kullanılmış bir kelime değildir, çünkü son kullanma tarihinden sonra yoğurdun sağlığa yararlı bakteri barındırmayacağı kesin değildir; sadece yönetmeliklerce düzenlenmiş olan tanımlayıcı ad ile %100 uyumlu olmayabilir.
Aslında, ünlü bir Fransız dergisinin (çok yeni olmayan) bir çalışmasına göre, “son kullanma tarihinden” üç hafta sonra test edilmiş yoğurtların (48 tip ürün) yasaların gerektirdiğinden sadece biraz daha az LAB içerdiği bulundu [8]. Dilerseniz onu yemek pişirmek için de kullanabilirsiniz: hafif ekşi yoğurt, efsane Yayla Çorbasını hazırlamak için idealdir.

Peki ya, son kullanma tarihi geçmiş yoğurt vegan ise?

Sevgili vegan dostlar, merak etmeyin: bitki bazlı yoğurtlar için değişen bir şey yok ve şimdiye kadar söylediklerimiz tüm test koşulları geçerli. Testleri geçen yoğurtlar güven içinde yenilebilir.

EVDE LEZİZ SOYA YOĞURDU YAPMAYI ÖĞRENMEK İÇİN

Yoğurdun raf ömrü nasıl uzatılır

Şimdiye kadar fark etmiş olacağınız gibi, ambalajın üzerindeki tarih ilahi bir kanun değildir ve birçok faktörden olumlu veya olumsuz etkilenebilir.

Son kullanma tarihinin nasıl uzatılacağına ilişkin ipuçlarının bir listesi aşağıdadır:

  • Aile boyu ambalajlar (cüzdanınızı ve her şeyden önce çevreyi korumak için kesinlikle tercih edilmelidir) son kullanma tarihinin gelmesini hızlandırabilir. Hava (oksijen) ile temas, yoğurt bakterilerinin tek gerçek rakibi ve aerobik bir organizma olan küf oluşumunu teşvik eder; zira küf patojenik bakterilerin aksine asitten korkmaz.
    Buzdolabında dolaşması mümkün olan küfün (modern buzdolaplarında fanın hareketi bu durumu kolaylaştırır) yoğurt kabı içine girmesini önleyebilmek için ambalajı her zaman iyice kapatın.
    Yoğurt ambalajını 4-5 gün içinde bitiremezseniz, hava geçirmez kaplarda tek porsiyonlar halinde ve buzdolabının en soğuk kısmında saklayın.
    Bir başka tipik aile boyu ambalaj hatası, yoğurdu bu kabın içinde doğrudan kaşıklayarak yemektir.
    Ayrıca, yoğurt kabından servis kasesine aktarılması aşaması dahi, HACCP parametrelerine olmasa da en azından görgü kurallarına itibar etmelidir: yoğurdu ağız boşluğunda yaşayan bakteriler ile kontamine etmemek için her zaman için temiz bir kaşık kullanın (ve lütfen bu kaşığı yalamayın);

  • Şeker ilaveli veya meyveli yoğurtlar pek çok kişi için daha lezzetli, ancak bu tür yoğurtların raf ömrü doğal yoğurda oranla daha düşük. Öyleyse size harika bir tüyo: doğal yoğurt satın alın ve tabağınıza aldığınız miktar üzerine istediğiniz malzemeyi ekleyin;

    Ortamda şekerin var olması halinde bakteriler (LAB) daha canlıdır, aşırı canlı diyebilirim: daha çok yerler, daha çok ürerler, daha büyük miktarlarda metabolitler (metabolizma ürünü) üretirler ve böylece kendi yaşam olasılıklarını tehdit ederler.

    Ek olarak, kullanılacak şeker miktarına kendiniz karar verebilirseniz, bu daha sağlıklı bir seçim olacaktır, çünkü meyveli veya şekerli ticari yoğurtlar genellikle en sağlıksız atıştırmalıklarla rekabet edebilecek seviyede zararlıdır!

  • uygun olmayan saklama sıcaklıkları diğer tüm gıdalarda olduğu gibi yoğurdun da son kullanma tarihini olumsuz etkiler.
    Buzdolabınızın sıcaklığının mutlaka 8 derecenin altında olduğunu periyodik olarak kontrol edin.
    Her halükarda, yoğurt ve diğer bozulabilir gıdaları buzdolabının 2 – 5 C derece arasındaki sıcaklıklardaki duvarlarına yakın olan kısımlara veya peynir bölmesi gibi daha soğuk yerlere yerleştirirseniz, son kullanma tarihinin uzamasına yardımcı olur, mevcut fonksiyonel bakterilerin daha fazla hayatta kalmanızı sağlayabilirsiniz [9].

  • yakın zamanda bitiremeyeceğinizden zaten eminseniz, süzme yoğurt satın almayı tercih edin veya normal yoğurdu kendiniz süzün (bu çok başarılı tarifi okuyun): daha az su ve şeker (laktoz) içeren süzme yoğurt, ‘son kullanma’ tarihinden sonra bile normal yoğurttan çok daha fazla canlı koloni içerir [10].
    Benzer şekilde, yağsız yoğurt, tam yoğurttan daha az dayanıklıdır.

  • probiyotik yoğurt türünden baskın suş, daha zayıf, daha müşkülpesent ve sıradan Lactobacillus kuzenleri kadar uzun süre dayanmayan probiyotik bakterilerden oluşur [11]; bu nedenle daha fazla fayda sağlayabilmek için son kullanma tarihinden önce tüketilmesi tavsiye edilir [12].

Sonuç olarak, son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yiyebilirsiniz, ancak gıda israfı riskini sınırlamak için sadece tüketebileceğiniz kadar satın almaya özen gösterin.

Hepinize mutlu devrimler

Kaynakça
1) Dalla pagina internet di Food Nation of Denmark
2) The Brussel Times. Misinterpretation of expiry date labels resulting in food waste Wednesday, 29 September 2021 By Lauren Walker
3) Codex Alimentarius Codex Standard for Fermented Milks http://www.fao.org/input/download/standards/400/CXS_243e.pdf
4) Ulrik Mjaaseth, Michael Lefevre, Live and Dead Bacteria Counts of Different Yogurts Before and After Expiration, Current Developments in Nutrition, Volume 4, Issue Supplement_2, June 2020, Page 762
5) Mani-López, E., E. Palou, and A. López-Malo. “Probiotic viability and storage stability of yogurts and fermented milks prepared with several mixtures of lactic acid bacteria.” Journal of dairy science 97.5 (2014): 2578-2590.
6) Cabello-Olmo M, Oneca M, Torre P, Díaz JV, Encio IJ, Barajas M, Araña M. Influence of Storage Temperature and Packaging on Bacteria and Yeast Viability in a Plant-Based Fermented Food. Foods. 2020; 9(3):302.
7) Zaręba, D., Ziarno, M. (2013). Viability of lactic acid bacteria and bifidobacteria in the commercially-available yoghurt
Laye, I., Karleskind, D., Morr, C.V. (1993). Chemical, microbiological and sensory properties of plain non-fat yogurt. J. Food Sci., 58, 991–995. https://doi.org/10.1111/j.1365-2621.1993.tb06096.x
8) n° 527 de “60 Millions de consommateurs” 29/05/2017 – Les yaourts « périmés » restent bons
9) Jakubowska, M., Karamucki, T., (2019). The effect of storage time and temperature on the quality of natural yoghurt. Acta Sci. Pol. Zootechnica, 18(4), 29–38. DOI: 10.21005/asp.2019.18.4.04.
10) Rezac, Shannon et al. “Fermented Foods as a Dietary Source of Live Organisms.” Frontiers in microbiology vol. 9 1785. 24 Aug. 2018, doi:10.3389/fmicb.2018.01785
11) Kailasapathy, K., Harmstorf, I. & Phillips, M. 2008, “Survival of Lactobacillus acidophilus and Bifidobacterium animalis ssp. lactis in Stirred Fruit Yogurts”, LWT – Food Science and
Technology, vol. 41, no. 7, pp. 1317-1322
12) IBRAHIM, S.A. and CARR, J.P. (2006), Viability of bifidobacteria in commercial yogurt products in North Carolina during refrigerated storage. International Journal of Dairy Technology, 59: 272-277

Çalışmalarımın önemli olduğunu düşünüyorsanız, desteğinizi esirgemeyin:

katkınız küçük de olsa Devrimi ileriye taşımak için esastır.
Teşekkür ederim

İlginizi çekebilir:

Summary
Son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yenir mi? Evet, ama bu noktalara dikkat!
Article Name
Son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yenir mi? Evet, ama bu noktalara dikkat!
Description
İster klasik ister vegan olsun, son kullanma tarihi geçmiş yoğurt yenilebilir: ancak yalnızca bazı özel kontrolleri yerine getirdikten sonra
Author
Publisher Name
CHE Food Revolution
Publisher Logo

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir