Tatlı Krizi Nedir? Nedenleri ve nasıl önüne geçilir?

Tatlı krizi hakkında
Hiç tatlı krizi yaşamadım diyen elini kaldırsın!
Genelde tatlı sevmeyen ben bile (çok şanslıyım, biliyorum) bazı zamanlar bu baskın duygunun ağırlığı altında eziliyorum.
Tatlı krizi en sık akşam yemeğinden sonra kapıyı çalar (hatta gece uykusundan uyananlar bile mevcuttur), ancak günün her saatinde bu istenmeyen misafirin gelmesi alışılmadık bir durum değildir.
Çeşitli nedenlere bağlı olabilir, ancak kesin olan bir şey var: özellikle hemen her gün tatlı krizi sizi esir alıyorsa, onu dizginlemek elzem bir hal alır. Aksi takdirde, deniz sezonuna hazır olup olmamak başımıza gelebileceklerin en önemsizi olur: son otuz yılda kaydedilen diyabet, çocuk ve yetişkinlerde obezite, kanser, kalp-damar hastalıkları ve depresyon vakalarındaki korkutucu artış çok sık ilave şeker alımıyla doğrudan bağlantılıdır[1,2,3,4,5].
Uzun ve tercihen her gün avuç dolusu hap almadan yaşamak istiyorsak, bu uyuşturucuya nasıl dur demeli öğrenmeliyiz. Uyuşturucu betimlemesi tesadüfen seçilmemiş bir terim; zira şeker bağımlılığı, şüphesiz kokain ve hatta morfin[6] gibi diğer psikotrop maddelerin yarattığı bağımlılık ile kıyaslanabilir.
Şimdiye kadar hiç duymadığınız şeyler söylemediğimi düşünüyorum; ama bahse girerim tatlılardan vazgeçerek gezegen için de bir iyilik yapabileceğinizi bilmiyordunuz!
Şekerin çevreye olan etkisi
Şaşırtıcı rakamlara imza atan şeker üretiminin (her yıl 180 milyon tondan fazla) önemli bir çevresel etkisi vardır.
Üretimin yüzde sekseni şeker kamışından sağlanır. Bu ürün, ekim-hasat aşamasında ağır iş makinelerinin kullanımını gerektirdiğinden, toprağın sıkışmasına (kompakte olmasına), yani toprak gözenekliliğinin olumsuz etkilenerek su geçirgenliğinin azalmasına neden olur: başka bir deyişle, onu verimsiz ve erozyona eğilimli hale getirir.
Bunun sonucunda da kitlesel ölçekte kimyasal gübre kullanmak teknik bir zorunluluk haline gelir. Hiçbir musibetin tek başına gelmemesi gibi, gübrelemeden kaynaklanan hasara (yani toprağın, yer altı sularının ve havanın kirlenmesi) ek olarak, aşırı pestisit, herbisit kullanımı ve tarım makinelerinden kaynaklanan CO2 emisyonlarından kaynaklanan hasar da vardır[7,8].
Şeker sadece tatlı sektörü için üretilmese de (bkz. örneğin biyoetanol), şekerleme ve pastacılık sektörü önemli bir rol oynamaktadır. Çikolatalar, şekerlemeler, bisküviler vb dahil olmak üzere yaklaşık 103 milyon tonluk küresel üretim hacmi ve tek başına (şekerin diğer kullanımlarını dikkate almadan) 48 milyar dolarlık bir ciro ile, aslında tatlı düşkünlüğümüzün çevre üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olduğu kolayca anlaşılacaktır
Neden tatlılara zaafımız var?
Şekere olan zaafımız doğuştan başlar: anne sütü bunun mükemmel bir ispatıdır (inek sütünden yaklaşık yüzde 50 daha fazla şeker içerir).
İnsan vücudu, evrimi sırasında türün devamını sağlamak için şeker gibi yüksek kalorili, kolay sindirilebilir gıdaları tercih etmeyi öğrenmiştir; kan şekeri düşer düşmez bizi bu gıdalara yönelten ana sebep budur. Ne yazık ki, şu an bol kalorili ve rafine gıdalar içinde yüzüyor olsak bile, vücudumuz henüz bu yeni koşulu metabolize edemediği için bizi hala mağarada yaşıyormuşuz gibi kollamaya devam etmekte.
“Tatlı krizi” veya “Tatlı arzusu” ne anlama geliyor?
Açıkça belirtelim: tatlı sevmek başka, tatlı krizi tutunca bayat bisküvileri bile ağıza tıkıştırmak bambaşka.
Belirli bir neden olmaksızın canımız çılgınca tatlı bir şeyler yemek istediğinde (gecenin bir yarısında bile) durum tatlı krizi olarak ifade edilebilir; bu arzuya direnmek, yaşayanların bildiği gibi çok zor olabilir.
Tatlı krizini tetikleyen sebepler çok çeşitli olup fizyolojik nedenlerden psikolojik nedenlere kadar değişiklik gösterebilir: aşağıda en sık rastlanan nedenlerin bir listesi ve olası çarelerini sizler için derledim.
Tatlı krizinin nedenleri ve olası çözümleri
1) Kan şekeri dengesizliği
Sık sık tatlı krizi yaşıyorsak, çoğu zaman ilk neden kan şekerindeki dengesizliktir. Karbonhidrat içeren yiyecekleri yediğimizde, kan şekeri seviyesi yükselmeye başlar ve bu noktada insülin devreye girerek onu normal seviyelere indirir, şekeri hücrelere dağıtır: kan şekeri zirvesi – insülin zirvesi – kan şekeri düşüşü – bu durum her yemekte böyle devam eder.
Şeker alımımızı kontrol altında tutmazsak ve sık sık aşırıya kaçıyorsak bu çok önemli ‘yo-yo tarzı' oyun zamanla bozulur. Salgılanan insülin miktarı eskisi kadar hassas olmamaya başladığında ise kan şekerimiz olması gerekenden daha fazla düşer; bu da baş dönmesi, sinirlilik, bilinç bulanıklığı, göz kararması ve karşı konulamaz bir tatlı krizine neden olur[9].
Çare
Bu semptomplarınız hakkında doktorunuzla konuşun: kapsamlı bir kan testi birçok şeyi ortaya çıkarabilir ve size sağlığınızı tekrar yoluna koyma şansı verebilir.
Kesinlikle iyi bir tavsiye: basit karbonhidratlar (ilave şeker, rafine tahıllar, börek, pilav, makarna ve beyaz ekmek) açısından zengin gıda alımını büyük ölçüde azaltın ve bunun yerine sebze ve proteinleri (bitki bazlı veya hayvansal) artırın; lif oranı yüksek tam buğdaylı makarna ve ekmek gibi gıdaları tercih edin; fiziksel aktivite yapmaya başlayın (mesela her gün en az 30 dakika yürüyün): tüm bunlar neredeyse anında fayda sağlayacaktır.
2) Hormonal dengesizlik
İnsülin, ghrelin ve leptin adı verilen diğer hormonlarla birlikte kan şekerini düzenlemek için anahtar bir hormon olmanın yanı sıra, ‘beynin ödül sistemi’nin aktivasyonu için çok önemlidir: dopamin ve serotonin salgılanmasını uyarırlar.
Çikolatalı fit muffin tarifinde de açıkladığım gibi, bu moleküller bizi ‘yasal olarak’ hafif bir doz esrar kadar mutlu hissettiriyor ama tüm bağımlılıklarda olduğu gibi, bunların kesilmesiyle doğan yoksunluk hissi de güçlü bir depresyon duygusu yaratıp, kısır döngüyü tetikliyor. Amansız tatlı krizini yatıştırmak için tatlı yediğimizde, ne yazık ki bu arzuyu köreltmiyor, onu tetiklemekten başka bir şey yapmamış oluyoruz.
Tatlı krizine yol açan diğer hormonal dengesizlikler arasında östrojen, progesteron ve testosteron düzeylerinin değişmesinden bahsetmeden geçemeyeceğiz. Bu hormonların seviyesinde bir düşüş olduğunda, anında tatlı isteği artar: adet öncesi, menopoz ve andropoz dönemlerinde tatlı isteğimizin artmasının sebebi de budur.
Çare
Bir önceki bölümde tavsiye edildiği gibi, herhangi bir hormonal dengesizliği saptamak için bir kan testi yapın; doktorunuz eksikleri nasıl dengelemeniz gerektiğini size bildirecektir.
Düzenli fiziksel aktivite ile birlikte B6 vitamini (ıspanak, patates, baklagiller, meyve, balık ve beyaz et) ve magnezyum (baklagiller, edamame, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar, muz, elma, karpuz) açısından zengin sağlıklı bir diyet ve yeterli uyku yaşamımızın bu dönemlerinde çok yardımcı olabilir.
3) Yeterince protein almamak
Kan şekeri dengesizliği durumunda görüldüğü gibi, vücut pillerin azaldığını hissettiğinde canı tatlı çeker: aynı durum yeterli protein alınmadığında da ortaya çıkabilir.
Bir öğündeki proteinin glisemik zirveleri önemli ölçüde azalttığını, sindirimi yavaşlattığını biliyoruz; eksikliği, glisemi ve insülin arasındaki yo-yo etkisini vurgulayarak tatlı krizlerini tetikler.
Çare
Hareketsiz bir yaşam süren bir yetişkin, vücut ağırlığı başına 0,8g protein tüketmelidir. Bu, 70 kilo ağırlığındaysanız, günde 56g protein almanız gerektiği anlamına gelir: iyi bilindiği gibi, proteinler hayvansal kaynaklı gıdalarda olduğu gibi pek çok bitki bazlı gıdalardan da elde edilebilir.
BİTKİ BAZLI PROTEİNLER HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN
4) Yapay tatlandırıcıların sık kullanımı
Çok sayıda insan, fazla kilolarından kurtulmak amacıyla, sıfır veya sıfıra yakın kalorili olduklarından, yapay tatlandırıcıları (sakarin, aspartam, sukraloz veya asesülfam potasyum) kullanır.
Ancak, sık sık söylediğim gibi, nörokimya dünyası oldukça gizemlidir; bu nedenle, yapay tatlandırıcıların tüketimi ile kilo alımı arasında paradoksvari olduğu kadar, somut bir ilişki de vardır[10].
Bu maddelerin diyabet[11] ve kanser[12] gibi çeşitli hastalıklara yol açma riskleri de unutulmamalıdır.
Çeşitli epidemiyolojik araştırmalar sonucunda çıkan sonuç şüphe götürmez: yapay tatlandırıcı içeren az kalorili bir tatlı veya içeceğin tüketilmesinin ardından, vücuda ve özellikle de beyne sindirim sonrası beklenen sinyallerin (her şeyden önce kan şekerinin yükselmesi ve enerji elde etmek) ulaşmaması nedeniyle, Pavlovcu bir koşullanma yoluyla mevcut serotonin ihtiyacını karşılamak için, kişi anlam veremediği halde aşırı yeme gereksinim duyar[13].
Stevia gibi doğal tatlandırıcılar hakkındaki bilimsel görüşler hala çelişkilidir: bazı araştırmalara göre, yapay muadillerinden kesinlikle daha sağlıklı olmalarına rağmen, doğal tatlandırıcılar da biraz önce detaylı olarak açıklanan mekanizmayı bozarak, beynin ödül patikasını ve bağırsak mikrobiyota metabolizmasını olumsuz yönde değiştirebilir[14].
Çare
Yapay tatlandırıcıların (ve bunları içeren tüm gıdaların) kullanımını ortadan kaldırın ve ilave şeker (doğal şeker ve diğer doğal tatlandırıcılar) tüketiminizi büyük ölçüde azaltın. İlk başta hayat size cehennem gibi gelebilir ama yavaş yavaş tatlı krizi korkulu rüyanız olmaktan çıkınca kendinizi hiç hissetmediğiniz kadar özgür hissedeceksiniz!
5) Uyku eksikliği ve/veya uyku bozuklukları
Klinik araştırmalar, kaliteli uyku eksikliği ile diyabet/insülin direnci, hipertansiyon, obezite, damar hastalıkları, inme, miyokard enfarktüsü, depresyon, anksiyete, ciddi vakalarda psikoz gibi bir dizi ciddi hastalık ve ayrıca artan tatlı krizleri arasında açık bir ilişki olduğunu göstermektedir[15]. Günümüzde 25-45 yaşındaki bireylerin yüzde 20’si, çoğunlukla daha fazla çalışmak veya televizyon izlemek (veya internette gezinmek) için 90 dakika daha az uyuyor. Pek çok kişinin obezite, diyabet ve tatlı krizinden muzdarip olmasının nedeni bu olabilir mi?
Çare
Bir gece dahi yetersiz uyumanın, beyin ve vücudun düzgün işleyişini bozabileceğini, kan basıncını, kan şekerini ve dolaşımdaki kortizolü anında yükseltme potansiyeli olduğunu göz önüne alırsak, geceleyin vaktimizi daha akıllıca kullanmayı düşünmeliyiz.
6) Stres
Kortizol demişken, söz elbette strese gelir! Birçoğumuz iş, çocuklar, karmaşık ilişkiler ve diğer sebepler arasında problemli hayatlar yaşıyoruz. Stresin çeşitli rahatsızlıklara yol açtığı hepimize malum ve tatlı krizleri belki de bu sorunların en masumlarından biri[16].
Çare
Hayatımızı, işimizi, ailemizi ve strese neden olan diğer koşulları değiştiremiyorsak, hayatın zorluklarına karşı gösterdiğimiz kendi yaklaşımımızı değiştirebiliriz: açık hava sporları yapmak, D vitamini üretimini teşvik etmek için yarım saat güneşlenmek, doğayla iç içe olmak, balkonda veya bahçede bir sebze bahçesi düzenlemek, meditasyon yapmak, resim yapmak, okumak, dans etmek, yoga yapmak hepsi iyi çarelerdir… ve sadece tatlı kriziyle mücadele etmek için değil.
7) Yeterince su içmemek
Makul bir sebep olmadan hissedilen açlık durumunda olduğu gibi, tatlı krizi de bir bardak su ile ortadan kalkabilir.
Susuz kaldığımızda vücudumuz alternatif su kaynakları bulmaya çalışır ve tatlı yiyecekler buna yardımcı olur[17].
Çare
Tatlı krizi kapıya vurmaya başladığında büyük bir bardak su için ve 5 – 10 dakika kararlılıkla bekleyin: çoğu zaman bu kadar basit biçimde tatlı isteğiniz yok olacaktır.
Ama yeterince su içip içmediğimizi nasıl anlarız? Çok kolay, idrarı rengini takibe alın: turuncuya yakın koyuluktaysa kesinlikle vücudunuzun suya ihtiyacı var demektir; açık sarı renkte idrar ise yeterince su içiyor olduğunuza işaret eder.
8) Vitamin ve mineral eksiklikleri
Piyasada tatlı krizi ile mücadele etmek için farklı formülasyonlara (krom, magnezyum, inosilat, demir vb. dayalı) sahip çok sayıda takviye bulunmasına rağmen, bilimsel literatür bu tür takviyelerin faydaları konusunda kesin bir yargıya varamamıştır[18].
Ancak sağlıklı bir beden için vitamin ve minerallerin önemini inkar edemeyiz: bunların eksiklikleri ciddi rahatsızlıklara hatta ölüme bile neden olabilir.
Çare
Mineral ve vitamin stoklarımızı kontrol etmek için basit bir kan testi yeterlidir, bu noktada doktorunuz sizi yönlendirebilir.
CHEteryan yaşam tarzının önerdiği gibi, sağlıklı ve dengeli bir beslenmeyi hedeflememiz gerektiği açıktır.
9) Çok fazla kahve ve/veya enerji içeceği içmek
6.ıncı maddede bahsedildiği gibi kortizol, stres zamanlarında büyük miktarda salındığından, stres hormonu olarak da adlandırılır.
Benzer şekilde, kafein içeren içeceklerin aşırı tüketimi de aşırı kortizol salınımına neden olur[19]; bu şekilde, karmaşık mekanizmalar yoluyla, serotonin ve dopamin üretiminde önemli bir azalmaya neden olarak, vücudu tekrar dengeye ulaştırabilmek için tatlı krizi aracılığıyla ödüllere yönlendirirler. 2004 yılına ait bir meta-analize göre, bu tip kortizol tepkisi erkeklerde kadınlardan çok daha belirgin olarak görülür[20].
Çare
Kahve tüketiminizi günde 1-2 küçük fincanla sınırlandırın ve özellikle erkekseniz, enerji içeceklerini tamamen hayatınızdan çıkarın. Yapay tatlandırıcılar hakkında söylenenler göz önüne alındığında, normal kahve yerine kafeinsiz olanın tercih edilmesi yalnızca son çare olarak görülmelidir.
Ben kahve bağımlılığıma, doğal olarak kafein içermeyen hindiba kahvesi ile son verebildim; tavsiye ederim.
10) Dopamin, serotonin ve prekürsörlerinin eksikliği
Önceki paragraflarda anlatılanların ışığında, özetlemek gerekirse, tatlı krizleri, özellikle beyin, dopamin ve serotonin seviyelerinde düşüş sinyali aldığında, ödül sistemini yeniden harekete geçirmek amacıyla ortaya çıkar.
Öyleyse neden beslenmemize dopamin ve serotonini artırabilen sağlıklı yiyecekleri dahil ederek beynimizin arzuladığı şeyi vermiyoruz?!
Çare
Triptofan, fenilalanin, tirozin ve levodopa (L-dopa), yasal ‘uyuşturucularımızı’ sentezlemek için gereken prekürsörlerdir (öncülerdir). Bu mucizevi moleküllerin bol miktarda bulunduğu bazı besinler: süt ve süt ürünleri, yumurta, bakliyat (öncelikle soya ve süt ürünleri), ölçülü olarak et ve balık, kabuklu yemişler, yağlı tohumlar, bitter çikolata, ananas, muz, elma, avokado, yeşil yapraklı sebzeler ve bakla.
Ancak bu son önerimle sizi palyatif yani köklü bir çözüm sunmayan bir duruma itmek istemem; dopamin ve serotonini uyarabilen besinlere mutlaka başvurunuz, ancak önceki noktalarda bahsedilen gerçek nedenleri iyice araştırmayı da unutmamalısınız.
Tatlı krizi ile mücadelede faydalı olabilecek diğer öneriler
Yasaklama hiçbir zaman kimseye faydalı olmamıştır! Bu nedenle kendinize en sevdiğiniz tatlı ile bir randevu ayarlayın: ‘Sevdiğim tatlıyı bugün değil, yarından sonraki gün yiyeceğim’. Dingin bir bekleyiş ruhunuzu dinlendirecek ve tatlı krizinizi dizginleyecek;
Aynı mantıkla, eğer (kendinizi zamanında durduracak kadar) güçlüyseniz, bütün bir porsiyonu yemek yerine, kendinize birkaç lokma (en fazla 1 veya 2) yeme hakkı tanıyın ve ödül kokan her küçük molekülün tadını çıkarmak için lokmanızı yavaşça çiğneyin;
Kendinize hakim olamıyorsanız, üzerine bir çay kaşığı fıstık ezmesi veya badem ezmesi sürülmüş ve tarçın dökülmüş bir muz veya elma yiyin; hiç olmadı sağlıklı bir dondurma hazırlayın; vücudunuz ve beyniniz size teşekkür edecek;
Asla öğün atlamayın ve ara öğünler de dahil olmak üzere bir beslenme programınıza sadık kalın: vücudunuz ve beyniniz düzenliliği sever;
Kahve tüketimini azaltın ve enerji içeceklerini ortadan kaldırın, yerine kışın bitki çayı, yazınsa buzlu, limonlu ve salatalıklı su için.
Kendinize karşı sert olmayın; devrimler bir günde gerçekleşmez: bazen kaybeder, bazen de galip geliriz. Ve depresyon ve yenilgi duygusunun bize karşı oynadığını unutmayın; bu yüzden hayata gülümsemeyi ihmal etmeyin, insani hatalarımız karşısında da!
Herkese bol şans ve iyi devrimler
Kaynakça
1) Sahoo, Krushnapriya, et al. “Childhood obesity: causes and consequences.” Journal of family medicine and primary care 4.2 (2015): 187.
2) Debras, Charlotte, et al. “Total and added sugar intakes, sugar types, and cancer risk: results from the prospective NutriNet-Santé cohort.” The American journal of clinical nutrition 112.5 (2020): 1267-1279.
3) Yang, Quanhe, et al. “Added sugar intake and cardiovascular diseases mortality among US adults.” JAMA internal medicine 174.4 (2014): 516-524.
4) Westover, Arthur N., and Lauren B. Marangell. “A cross‐national relationship between sugar consumption and major depression?.” Depression and anxiety 16.3 (2002): 118-120.
5) Janket, Sok-Ja, et al. “A prospective study of sugar intake and risk of type 2 diabetes in women.” Diabetes care 26.4 (2003): 1008-1015.
6) Avena, Nicole M., Pedro Rada, and Bartley G. Hoebel. “Evidence for sugar addiction: behavioral and neurochemical effects of intermittent, excessive sugar intake.” Neuroscience & Biobehavioral Reviews 32.1 (2008): 20-39.
7) Cheesman, Oliver D. Environmental Impacts of Sugar Production the Cultivation and Processing of Sugarcane and Sugar Beet. CABI, 2004.
Allan Pretti Ogura, Andreina Custadio da Silva, Gleyson Borges Castro, Evaldo Luiz Gaeta Espandola, Aparecida Leonir da Silva,
8) An overview of the sugarcane expansion in the state of Sao Paulo (Brazil) over the last two decades and its environmental impacts, Sustainable Production and Consumption, Volume 32, 2022, Pages 66-75, ISSN 2352-5509
9) DiNicolantonio, James J., James H. O’Keefe, and William L. Wilson. “Sugar addiction: is it real? A narrative review.” British journal of sports medicine 52.14 (2018): 910-913.
10) Fowler SP, Williams K, Resendez RG, Hunt KJ, Hazuda HP, Stern MP. Fueling the obesity epidemic? Artificially sweetened beverage use and long-term weight gain. Obesity (Silver Spring, Md.) 2008;16:1894–1900
11) Fagherazzi G, Gusto G, Affret A, Mancini F, R, Dow C, Balkau B, Clavel-Chapelon F, Bonnet F, Boutron-Ruault M, -C: Chronic Consumption of Artificial Sweetener in Packets or Tablets and Type 2 Diabetes Risk: Evidence from the E3N-European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition Study. Ann Nutr Metab 2017;70:51-58. doi: 10.1159/000458769
12) Debras C, Chazelas E, Srour B, Druesne-Pecollo N, Esseddik Y, Szabo de Edelenyi F, et al. (2022) Artificial sweeteners and cancer risk: Results from the NutriNet-Santé population-based cohort study
13) Woods, S.C.; Ramsay, D.S. Pavlovian influences over food and drug intake. Behav. Brain Res. 2000, 110, 175–182
14) Nettleton, Jodi E et al. “Maternal low-dose aspartame and stevia consumption with an obesogenic diet alters metabolism, gut microbiota and mesolimbic reward system in rat dams and their offspring.” Gut vol. 69,10 (2020): 1807-1817. doi:10.1136/gutjnl-2018-317505
15) Hanson JA, Huecker MR. Sleep Deprivation. In: StatPearls. StatPearls Publishing, Treasure Island (FL); 2022. PMID: 31613456.
16) Epel E, Lapidus R, McEwen B and Brownell K . Stress may add bite to appetite in women: a laboratory study of stress-induced cortisol and eating behavior. Psychoneuroendocrinology. 2001 Jan;26(1):37-49
17) Nordsiek, Frederic W. “The Sweet Tooth: the search for safe means of satisfying the universal craving for sweets continues unabated but so far with limited success.” American Scientist 60.1 (1972): 41-45
18) Docherty, John P et al. “A double-blind, placebo-controlled, exploratory trial of chromium picolinate in atypical depression: effect on carbohydrate craving.” Journal of psychiatric practice vol. 11,5 (2005): 302-14
19) Talbott, Shawn M. The cortisol connection: Why stress makes you fat and ruins your health–and what you can do about it. Hunter House, 2007
20) Dickerson SS, Kemeny ME. Acute stressors and cortisol responses: a theoretical integration and synthesis of laboratory research. Psychol Bull. 2004;130:355–91
İlginizi çekebilir:
Umami nedir: hangi gıdalarda bulunur, Çin tuzundan farklı mı
Lezzetlerin en harikası olan umami, basit ve sağlıklı yemekleri benzersiz yapabilir: işte tüm sırları burada
Pembe Soslu ve Düşük Glisemik İndeksli Patates Salatası
Pembe soslu patates salatası, patatesleri daha sağlıklı ve diyet yapanlar için de ideal kılacak çok faydalı ve sürdürülebilir bir tarif
Summary

Article Name
Tatlı Krizi Nedir? Nedenleri ve nasıl önüne geçilir?
DescriptionTatlı krizini kim tanımaz! Nedenini, gizlediği tehlikeleri ve bununla mücadele etmek için etkili çareleri öğrenelim
Author
Başak Bartu
Publisher Name
CHE Food Revolution
Publisher Logo




